HAYAL GÜCÜM VE BEN

Bir hafta sonu key­fim ye­rin­de ise pik­nik yapar, man­ga­lı­mı yakar, keyif ya­pa­rım hemdeju­ra­sik park­ta. Et kokar ha­liy­le di­na­zor­la­ra ve koş­tur­ma­ya baş­lar­lar üs­tü­me. Ben en ya­kı­nım­da­ki oto­bü­se el edip bi öğ­ren­ci üc­re­ti ile ka­ça­rım ordan. 

Biraz din­len­dik­ten sonra "Mü­sa­it bir yerde" diyip. Çölün orta ye­rin­de ine­rim oto­büs­ten ve ilk gör­dü­ğüm kuy­ru­ğa gi­re­rim. Türk in­sa­nı­yız nede olsa kuy­ru­ğun nasıl baş­la­dı­ğı­nın bir önemi yok­tur bizde. Önem­li olan bir kuy­ruk­ta bu­lun­mak­ta­dır ama ben son­ra­dan öğ­re­ni­rim Nasa'nın Marsa gön­der­mek için bir deli ara­dı­ğı­nı. Ha­liy­le en önde se­çi­li­rim. Ya­nım­da bir küçük tüp bir kaç paket ma­kar­na ve bir bat­ta­ni­ye ile ro­ke­te bin­di­ril­miş­ken kara kara dü­şü­nü­rüm o yaban Mars el­le­rin­de ney­le­rim diye ama Al­lah­tan ki ora­ya­da çok­tan Bim açıl­mış ve hatta Toki ko­nut­la­rı ku­rul­muş­tur bile. Fakat Mars­lı­lar her gün evden işe işden eve bi hayat sür­mek­te­dir. Bu se­bep­le­de mars­ta hayat ol­ma­dı­ğı ra­po­ru­nu na­sa­ya sunar ve gece ta­ri­fe­si ol­sa­da "Nası olsa ce­bim­den çık­mı­yor" di­ye­rek ki­ra­la­dı­ğım ilk uzay ge­mi­si ile dün­ya­ya dö­ne­rim ama dünya o eski dün­ya­mı der­se­niz evet eski dünya hemde en eski dün­ya­dır. 

Gör­dü­ğüm ilk hanın içe­ri­si­ne girer büyük bir ke­yif­le ba­ğı­rı­rım "Ey hancı bana nes­ca­fe getir" diye. Bar­bar­lar bana gü­ler­ken içe­ri­ye ani­den kra­lın mu­ha­fız­la­rı girer ve zor­ba­lık­la in­san­la­rı ma­sa­la­rın­dan kal­dır­ma­ya baş­lar­lar. Ben pane har­cıy­la kı­zar­tıl­mış çıtır soslu kuzu bu­du­nu ıs­sı­ra­rak so­ra­rım "Hey siz ner­den ge­li­yor­su­nuz" on­lar­da büyük bir hey­bet­le ce­vap­lar "Biz yi­ği­din har­man ol­du­ğu yer­den ge­li­yo­ruz" Yunus du­rur­mu ya­pış­tır­mış tabi ce­va­bı "Hoş gel­di­niz o zaman bu­ra­sı­da yi­ği­din may­mun ol­du­ğu yer." Bu ce­va­bı alan mu­ha­fız­lar nası olsa sağ­lam bi dayak yeriz di­ye­rek da­ğı­lır­lar ora­dan. 

Ben ise he­ve­si kur­sa­ğım­da kalan ak­si­yon sah­ne­min üze­ri­ne eve döner ve derin bir uy­ku­ya da­la­rım ama günün ilk ışık­la­rı ile annem uyan­dı­rır "Kalk oğlum sa­va­şa geç ka­la­cak­sın" diye ben alel acele to­par­la­nıp savaş ye­ri­ne gi­de­rim. Düş­man üze­ri­me ge­lir­ken ilk ham­le­yi yap­mak için elimi ata­rım ve oda ne kı­lı­cı­mı evde unut­mu­şum sabah. 

Ace­ley­le en cesur dü­şün­ce­le­rim sa­ye­sin­de ge­mi­le­rin kalk­tı­ğı li­ma­na ka­ça­rım. Ti­ta­nik 2 yazan o ge­mi­ye ne yapar eder bi­ne­rim. Bel­li­ki bi­rin­ci­si­nin ba­şı­na bi­şey­ler gel­miş kara ta­li­him kem bah­tım pe­şi­mi bı­rak­maz çünkü us­ta­lar ge­mi­de ta­di­lat ya­par­ken yan­lış­lık­la ge­mi­yi de­ler­ler ve Ti­ta­tin 2 de bat­ma­ya baş­lar. Beni ise en duy­gu­lan­dı­ran sahne in­san­lar fli­ka­la­ra bin­di­ri­lir­ken çal­gı­cı­la­rın in­san­la­ra moral ve­re­bil­mek için inat­la davul zurna çal­ma­la­rı ve in­san­cık­la­rın­da ha­lay­lar eş­li­ğin­de fli­ka­la­ra bin­me­si­dir. Bana ise ördek başlı bir deniz si­mi­din­den başka bir­şey düş­mez. 

Ben ise elim­de­ki ile avu­nup ata­rım ken­di­mi icetea kı­va­mın­da­ki ok­yo­nu­sa ve gö­re­mez­se­niz beni bir daha kork­ma­yın. Evi­min o gizli arka oda­sın­da ya bir zaman ma­ki­ne­si yada is­te­di­ği­niz yere anın­da gi­de­bi­le­ce­ği­niz bir ışın­lan­ma ma­ki­ne­si icat et­mi­şim­dir. Ben büyük bir se­vinç için­de ışın­lan­ma ma­ki­ne­mi ça­lış­tır­mak için büyük kır­mı­zı düğ­me­ye bas­tı­ğım­da aynı za­man­da ka­pı­nın zi­li­de çalar. Gelen pos­ta­cı­dır ve elin­de kaçak ışın­lan­ma ver­gi­si­nin­de yer al­dı­ğı kdv'nin ve ver­gi­nin ta­va­na vur­du­ğu bir ışın­lan­ma fa­tu­ra­sı durur. Ben bir kedi mi­sa­li kük­re­ye­rek "Ulan daha yeni icat ettim ma­ki­ne­yi ne ara fa­tu­ra­sı­nı gön­der­di­niz beee" di­ye­rek. Ken­di­mi en yakın vergi da­ire­si­ne ışın­la­rım. 

Dev­let da­ire­si­ne ışın­lan­ma­nın ya­sa­lar­ca bir hükmü ol­ma­dı­ğı için beni tu­tuk­la­dık­la­rı gibi dos­ya­mı si­hir­den so­rum­lu ba­kan­lı­ğa gön­de­rir­ler. Si­hir­den so­rum­lu bakan hapse atıl­mam için emir verir. Fakat bunu duyan SSD yani Sihir Se­ver­ler Der­ne­ği ayak­la­nır ve halk gal­ya­na gelir. Hal­kın söz­cü­le­ri benim sa­lı­ve­ril­me­mem du­ru­mun­da bütün hal­kın eş­ya­la­rı­nı top­la­yıp an­ne­si­nin ül­ke­si­ne gi­de­ce­ği­ni ve yavru vatan Kıb­rı­sı bir daha hiç gös­ter­me­ye­cek­le­ri­ni söy­ler­ler. Bu durum kar­şı­sın­da zor­la­nan Sihir ve Si­hir­den So­rum­lu Si­hir­baz­lar ku­ru­lu benim ancak bir deli ol­du­ğum ka­nı­sın­da hem fikir olur­lar ve bu ka­ra­rın kar­şı­sın­da halk sa­kin­le­şir ve bir daha ül­ke­le­ri­ni hiç terk et­me­ye­cek­le­ri­nin sö­zü­nü ve­rir­ler. 

Ben ise yeni güne lüks ve gör­kem­li bir tı­mar­ha­ne­de baş­la­rım. Son moda ve en yeni trend olan deli göm­le­ği­mi ay­na­nın kar­şı­sın­da giy­dik­ten sonra çok şık bir hu­ni­yi ka­fa­ma ta­ka­rak mutlu eder­ler beni. Bense bu ya­pı­lan­la­rın kar­şı­lı­ğın­da mah­çup ol­ma­mak için ça­lı­şır ça­ba­lar ve yılın de­li­si ödü­lü­ne layık gö­rü­lü­rüm. Geçen se­ne­nin de­li­sin­den ödü­lü­mü almak için ça­ğı­rıl­dı­ğım­da çok duy­gu­la­nır ve ce­bim­den bim po­şe­ti­mi çı­ka­rır uza­tı­rım ve şun­la­rı söy­le­rim "Şunu bi zah­met po­şe­te bi­ko­yu­ver kar­de­şim­de fı­rın­da ça­ma­şır­la­rım var ve daha ku­ru­ma­la­rı için buz do­la­bı­naası­cam ar­dın­da ha­lı­la­rı­mı ütü­le­mem gerek ha bir de ma­sa­yı do­la­bı ket­çap­la ova­lı­yı­cam ar­dın­dan bu­la­şık­la­rı­da vişne su­yu­na ya­tı­rı­cam o yüz­den çok vak­tim yok." Bu koca ya­la­nın ar­dın­dan ödülü satıp pa­ra­sıy­la al­dı­ğım uçak­la su al­tın­dan Ma­ya­mi ye gider ve ora­da­ki yer­li­le­ri sinek ila­cıy­la öl­dü­rüp ses­siz ve sakin bir hayat sü­re­rim.

HAYAL GÜCÜM VE BEN Yazısına Yorum Yapınız