DOĞRU FREKANS ILE PÜRÜZSÜZ ÇEKER

 

Bazı değerlerimizin önemini bilmeyen bir toplum oluşumuzu seyrederken gözlerim doluyor. İnsanoğlunun doyumsuz ve rahat yapısıyla alâkalı diye düşünüyorum.

Bazen sadece çalışmaktan ailesiyle ilgilenmeyen,

Kendi zevklerini yerine getirmekten çocuklarının en güzel an'larını kaçıran,

Yıllarca saçını süpürge edip, gecesini gündüzüne katarak ailesinin kıymetini bilmeyen...

Ne kadar mutlu olabilir ki!

Eksik yaşadığı o hayat, yarım mutluluklar yaşatacak kendisine.

Yaşadıklarını mutluluk diye adlandıran o kişi eksik yaşantısını tamamladığında; işte o zaman "mutluluk buymuş" diyecek.

Yaşamak için can atan, istenerek kurulan hayatlar, tercihe dayalı herşey, şükürsüz desteklenmediği sürece; kıymet bilmeyen çiftler yaratır çevremizde.

"Yaşadıklarımızın kıymetini bilmemeyi nasıl öğreniyoruz" diye hiç düşündünüz mü?.  Farkında olmadan öğreniyoruz çünkü sadece gördüklerimizi uyguluyoruz ve uygulanması için ortam hazırlıyoruz. Farkında değil ki yaşayan, yaşatan. Farkında olsa babadan oğula geçen bir durummuş gibi işleyen rutini bozarak çocuklarımıza öğrettiğimiz sistemin devam etmesini engelleriz.

Düşünsenize, babasından hiç sevgi görmemiş bir küçük kız çocuğunu... Hayatı boyunca sevgi göreceği bir erkeğin hayalini kuruyor. Bunu isterken bile korka korka hareket eder. "Acaba beni de biri sever mi? Karşılıklı sevgi ve saygının olduğu bir yuvam olur mu? Babamdan görmediğimi o verebilir mi?"

Işte bu soruların cevabını hayal kırıklıklarıyla birlikte; eşin baba yerine konulamayacağını, baba gibi eş olmayacağını anlıyor, o küçük kız.

Değişik sebeplerle ve sorunlarla gelen danışanlar, çevremizde duyduklarımız ve şahit olduklarımız insanı umutsuzluğa düşürüyor.

Normal şartlarda aile içinde baba annenin kıymetini bilse ve daha birçok meziyetleri yerine getirse karşılığını kesinlikle alacaktır, değil mi? Sevgi ve saygı çerçevesinde büyüyen bir kız çocuğunun davranışlarını kontrol etmesi, mutlu olması, ne istediğini bilerek doğru kararlar alabilmesi çok yüksek bir olasılıktır.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen;

En sevdiğim arkadaşlarımdan biriyle sohbet ederken; "insan kocasının eve dönüşünü dört gözle  beklemiyorsa, kapı çalacak işten gelecek diye heyecan duymuyorsa ne yapayım öyle evliliği, ne yapayım parayı-pulu, evi, arabayı" derken öyle içten öyle samimiydi ki; anlından öpesim geldi, inanın. Böyle evliliklerin çevremde yaşanıyor olması beni çok sevindirdi. Onu dinlerken nasıl mutlu oldum bilemezsiniz.

 

Bu zamanda bunca değişime rağmen devam eden sevgiler, güzel giden evliliklerin şahidi olmak beni gerçekten ümitlendirdi. O kadar da kötü değilmiş ilişkiler dedirtti.

Bir kere daha "doğru frekansı yakalayınca insan, pürüzsüz çekiyor hayat" sözümü tekrarlayasım geldi.

Doğru frekansı yakalamak için herzaman şansınız vardır. Unutmayın! Bu şansı size sadece siz verebilirsiniz

Kendinize bir şans verin ve olmazsa; sadece KENDİNİZE bir şans daha verin.

DOĞRU FREKANS ILE PÜRÜZSÜZ ÇEKER

 

Bazı değerlerimizin önemini bilmeyen bir toplum oluşumuzu seyrederken gözlerim doluyor. İnsanoğlunun doyumsuz ve rahat yapısıyla alâkalı diye düşünüyorum.

Bazen sadece çalışmaktan ailesiyle ilgilenmeyen,

Kendi zevklerini yerine getirmekten çocuklarının en güzel an'larını kaçıran,

Yıllarca saçını süpürge edip, gecesini gündüzüne katarak ailesinin kıymetini bilmeyen...

Ne kadar mutlu olabilir ki!

Eksik yaşadığı o hayat, yarım mutluluklar yaşatacak kendisine.

Yaşadıklarını mutluluk diye adlandıran o kişi eksik yaşantısını tamamladığında; işte o zaman "mutluluk buymuş" diyecek.

Yaşamak için can atan, istenerek kurulan hayatlar, tercihe dayalı herşey, şükürsüz desteklenmediği sürece; kıymet bilmeyen çiftler yaratır çevremizde.

"Yaşadıklarımızın kıymetini bilmemeyi nasıl öğreniyoruz" diye hiç düşündünüz mü?.  Farkında olmadan öğreniyoruz çünkü sadece gördüklerimizi uyguluyoruz ve uygulanması için ortam hazırlıyoruz. Farkında değil ki yaşayan, yaşatan. Farkında olsa babadan oğula geçen bir durummuş gibi işleyen rutini bozarak çocuklarımıza öğrettiğimiz sistemin devam etmesini engelleriz.

Düşünsenize, babasından hiç sevgi görmemiş bir küçük kız çocuğunu... Hayatı boyunca sevgi göreceği bir erkeğin hayalini kuruyor. Bunu isterken bile korka korka hareket eder. "Acaba beni de biri sever mi? Karşılıklı sevgi ve saygının olduğu bir yuvam olur mu? Babamdan görmediğimi o verebilir mi?"

Işte bu soruların cevabını hayal kırıklıklarıyla birlikte; eşin baba yerine konulamayacağını, baba gibi eş olmayacağını anlıyor, o küçük kız.

Değişik sebeplerle ve sorunlarla gelen danışanlar, çevremizde duyduklarımız ve şahit olduklarımız insanı umutsuzluğa düşürüyor.

Normal şartlarda aile içinde baba annenin kıymetini bilse ve daha birçok meziyetleri yerine getirse karşılığını kesinlikle alacaktır, değil mi? Sevgi ve saygı çerçevesinde büyüyen bir kız çocuğunun davranışlarını kontrol etmesi, mutlu olması, ne istediğini bilerek doğru kararlar alabilmesi çok yüksek bir olasılıktır.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen;

En sevdiğim arkadaşlarımdan biriyle sohbet ederken; "insan kocasının eve dönüşünü dört gözle  beklemiyorsa, kapı çalacak işten gelecek diye heyecan duymuyorsa ne yapayım öyle evliliği, ne yapayım parayı-pulu, evi, arabayı" derken öyle içten öyle samimiydi ki; anlından öpesim geldi, inanın. Böyle evliliklerin çevremde yaşanıyor olması beni çok sevindirdi. Onu dinlerken nasıl mutlu oldum bilemezsiniz.

 

Bu zamanda bunca değişime rağmen devam eden sevgiler, güzel giden evliliklerin şahidi olmak beni gerçekten ümitlendirdi. O kadar da kötü değilmiş ilişkiler dedirtti.

Bir kere daha "doğru frekansı yakalayınca insan, pürüzsüz çekiyor hayat" sözümü tekrarlayasım geldi.

Doğru frekansı yakalamak için herzaman şansınız vardır. Unutmayın! Bu şansı size sadece siz verebilirsiniz

Kendinize bir şans verin ve olmazsa; sadece KENDİNİZE bir şans daha verin.

DOĞRU FREKANS ILE PÜRÜZSÜZ ÇEKER Yazısına Yorum Yapınız