YOKLUĞU PAYLAŞMAK

Varlık ve yokluk yaşadığımız dünyanın en önemli iki olgusu. Bizi biz yapan en önemli sebeplerden ikisi. Hassas bir terazinin iki kefesi gibi. Hayatımız boyunca karakterlerimizin oluşumunda başrolde oynamıştır varlık ve yokluk. Bizleri sınamış, zorlamış, tıpkı bir ahşap gibi yonta, yonta şekillendirmiştir. Yaşamımızın tüm ihtiyaçları ister maddi olsun, ister manevi bizleri varlık ve yokluk sınavına tabi tutmuştur. Bu sınavın sonuçları kişiliklerimizi yönlendirmiş ve oluşturmuşur. Bazı olguların sadece varlığını isteriz. Sevgi, para, mutluluk gibi. Bazı olguların da hayatımıza hiç girmemesini isteriz, üzüntü, hastalık ve fakirlik gibi. Bazı olguların varlığı da dert olmuştur bizim için, yokluğu da. Buna rağmen insanoğlu varlığı istemiştir hep. Varlığın daha fazlasına sahip olmak istemiştir. Maddi varlık da, manevi varlık da insanı doyurmamıştır. Sevginin daha fazlası, paranın, mutluluğun kısacası varlığın hep daha fazlası istenmiştir. Fakat garip olan şu ki, yine insanoğlu en fazla varlığı paylaşmıştır. Mutluluğu paylaşabilmektedir, zenginliği bile paylaşır hatta. Zamanı, aşkı, yemeğini bazen evini bile paylaşır. Ne güzeldir paylaşabilmek. 
Peki şu yokluğu ne yapsak, baş belası yokluğu. Kapıdan kovsak, bacadan giriyor, bizi dertten derde atıyor. Paran yok, aşkın yok, huzurun yok, işin yok, yok, yok, yok.... 
YOKLUĞU PAYLAŞAN da yok. Galiba en önemli sorunlardan biri bu, yokluğu paylaşmak. Şu kocaman dünyada silahlar, füzeler yaptık, uzay çağlarına geldik de hala öğrenemedik yokluğu, paylaşmayı. Payına yokluk düşenleri bekliyorum.

 Payımda yoklukla, sizlere sevgim ve güvenimle...

YOKLUĞU PAYLAŞMAK Yazısına Yorum Yapınız