“HAYIR’IN NEDENİ BÜROKRATLAR “

Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz, 16 Nisan’da yapılan referandum oylaması sonucunda Antalya’da iktidarın oy kaybının en büyük sebebinin siyasilerden ziyade bürokratlardan kaynaklandığını söyledi.


Antalya Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz, 16 Nisan’da yapılan referandum oylamasını değerlendirdi. Başkan Öz, referandum oylamasında Antalya’da ‘Hayır’ çıkmasının en büyük sebebinin bürokrasiler olduğunu söyledi. Türkiye’de acil bir şekilde bürokrasi sorununun çözülmesi gerektiğini bildiren Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz, oy kayıplarının sebebinin siyasilere yüklenmesinin yanlış olduğunu söyledi. Başkan Öz, oy kayıplarında sorumlu aranıyorsa bunun adresinin bürokratlar olduğunu bildirdi.

 

Pazarcılar Odası Başkanı olarak bugüne kadar birçok konuda bürokrasi engeline takıldığını belirten Öz, siyasilerin destek olmasına rağmen çıkan engelleri bir türlü aşamadıklarını söyledi. Yaşadığı bürokratik sıkıntıları anlatan Başkan Öz sözlerini şöyle sürdürdü;Pazarcılar Odası 1984 yılında kuruldu. 1993 yılında Pazarcılar Odasına başkan oldum. Başkan olduğum yıla kadar bir fiil pazarcılık yaptım. Orada öyle büyük sıkıntılar yaşadık ki, pazarı kurma işlemi bir meclis üyesi ve bir zabıtanın iki dudağı arasında. Çok sıkıntılar yaşadık. Tezgah açtığımız yere ertesi hafta girdiğimizde başkası gelmiş tezgah açmış oluyordu. Kaba gücü olan, kalabalık ailesi olan kişiler pazarlardaen köşe başlarına sahip olmaya başladılar”

“SORUMLU PAZARCI DEĞİL”

“Bizim pazarlarımızda tuvalet ve su sorunu hat safhadaydı. İnsanlar pazarlar hijyenin değil diyor. Pazarların hijyenik olmamasının temelinde yatan sebep pazarcılar değil. Pazarları esnaf ve halk gözüyle göremeyen yönetici ve idarecilerin hatalarından kaynaklanan sorunlar bunlar. Dünya’daöyle pazarlar kuruluyorki, Bercelona’da en işlek cadde de pazarlar kuruluyor. Uzak doğu da 100 metrelik yollarda gece pazarları kuruluyor. Burada trafik sorunu, ambulans sorunu yok mu? Burada tuvalet, elektrik, su sorunu yokmu? Bunların hepsini irdelediğimiz zaman bir pazarın kimlere hizmet ettiği, getirdiği istihdam, iş imkanları yada kimlere ne kadar menfaat sağladığını iyibelirtmek lazım.”

“ALLAH PAZARCILARI KORUSUN!”

Başkan Öz Antalya’da 5 binin üzerinde pazarcı olduğunu belirterek, “Bunun 3 bin tanesi kayıtlı pazarcı. Öyle bir vergi sistemimiz var ki, Allah pazarcıları korusun! Pazarcı esnafı, vergiden çıkamıyor, vergiye de girdikleri zaman pişman oluyorlar. İflas ediyorlar. İnsanları sokak pazarlarına mahkum ederseniz ne olur? Sokak pazarları kurulur, ambulans dahi giremez. Siz pazarı kurar, bu pazarı denetlemezseniz pazara ambulans da giremez, pazarlarda kavgalarda olur. Tuvalet sorunu da olur. Bunların hepsi olur. Sen düzgün bir düzenleme yaparsan düzgün bir sistem kurarsan sokak olmuş, meydan olmuş fark etmez. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek yakınlıkta pazar yerleri kurarsan Türkiye de çok şeylerin değişeceğine eminim” dedi.

“PAZARCILAR NE SAĞLAR”

Antalya’daki 5 bin pazarcının 3 bin tanesi sebzeci olduğunu ifade eden Başkan İsmail Öz, “Diğerleri tuhafiyeci, balıkçı, peynirci, konfeksiyoncu, yufkacı gibi aklınıza gelebilecek bütün ihtiyaçlarımıza cevap veren esnaflarımız var. Bu pazarcılarımız Antalya’daki üreticilerin ürettiği malları satar. Pazarcı esnafı,  Türkiye’de 2 milyon üreticinin ürettiği malın 80 milyon kişiye ulaştırılmasında aracılık eder.  Bu ne demektir?  Üreticinin malının vatandaşa ulaşmasında en büyük aracılık yapan sektör pazarcı esnafı demektir.

“BU NASIL DENGEDİR”

Tekstil fabrikaların malını da yine pazarcı satar. Peyniri, zeytini, üreticinin her ürettiği ürünü ekonomik olarak vatandaşa ulaştıran kesim yine pazarcıdır.Tekstil mağazasında tişört 100 TL, pazarda tişört 10 TL. Kalite farkı ne kadar? Bu kadar kar niye?Dükkan kirası var.  Bir de ekonomi var Türkiye’de. Pazarcı Türkiye’deki üretici ve halk arasında dengeleri kurar. Bu kadar önemli bir sektör dür, pazarcılık sektörü”İfadelerini kullandı.

“ÖLDÜRMEK İSTİYORSUNUZ”

Meydandaki Pazar yeri hakkında da bilgiler veren Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz, “ Meydandaki pazar yerinde 160 tane hissedar var. Kiminin 10 santim, kiminin 10 metre, hisseleri getirmiş koymuşlar.  Rant nemacıların, yada yerel yönetimlerin fazlalık, artık yerlerini gözden çıkarmışlar.Bin 700 metre kare, 3 bin metre kare, 4 bin metre kare pazar ada oluşturarak, sistem kuruyorlar. Baktığın zaman pazarcıyı öldürmek istiyorsunuz. Diyorlar sokakta pazar kurulmaz. Şu olacak, bu olacak diyorlar. Bir taraftan bakıyorsun, pazar kurması gereken kişiler, pazar kurulmaması için her türlü kararı bilinçli yada bilinçsiz alıyorlar. Pazar yerlerinin yok olması için tabii…”

“İHTİYACA GÖRE PAZAR”

Başkan Öz sözlerini şöyle sürdürdü: “Pazar ihtiyaca göre kurulur. Bir yerde sokak pazarı kaldırılıyor. Kalkıyorlar 3 tane aynı yere geçici pazar kuruyorlar. Öbür tarafta pazar olmayan 3-4 mahalle ne yapacak? Kimden alışveriş yapacak? Siz insanları dolaylı yoldan bir yerlere itiyorsunuz. Bu imar planlarındaki pazar yerleri  vebu şekilde olan yerlerde biz pazarcılar odası olarak kendimiz çözmekle ilgili girişimde bulunduk.

“SİZ ALIN DEDİLER”

Meltem pazarında yıllardır aşılamayan bir bürokrasi krizi ile karşı karşıya olduklarını da bildiren Başkan Öz sözlerini şöyle sürdürdü; “1997 yılında Soğuksu’da prefabrikpazar yeri yaptık. 12 bin 565 ada, 1470 ada kapalı pazar yeriydi burası. Mülkiyet sorunundan dolayı 2009 yılında yıkıldı. Depreme dayanıklı olmadığı adı altında, sorumluluktan kaçmak için yıkıldı. Pazar yerini kurtarmak için bu yerlerle ilgili bize ‘Siz alın’ dediler. Bizim almamız engellerle doluymuş. Biz o zaman bunu bilmiyorduk. ‘Biz burayı alalım’ dedik. Belediye’nin teşvik etmesi, halkın 30-40 bin imza toplaması sonucu,  zor zahmet pazarı kurduk. Antalya’nın en yoğun bölgesi burası…  Bu bölgede başka pazar yeri de yoktu.”

“HAZİNENİN ÇIKTI”

Meltem pazarında 500 pazarcı olduğunu ifade eden Başkan Öz, “Burada yüzlerce de üretici var. Biz burasını 4-5 yıl kendi gücümüzle götürdük ve tapusunu aldık. Önümüze engeller çıkmaya başladı. Hazine engeli, çıktı. Buranın üçte biri hazinenin… Buradaki 6 bin metre karelik pazar alanının 2 bin metre karesi hazineye ait.  Buradan 500 esnaf ekmek yiyor.  Baharatçısı, peynircisi, balıkçısı, sebzecisi, buradan bu kadar kişi ekmek yiyecek. İstihdam olacak. Meltem pazarı  aslındaçok büyük bir fabrika alanı. Köylünün kendi ürettiği malı Antalya’nın en güzel yerinde, 100 kg, 200 kg. halka satacağı bir alandan bahsediyoruz. Buda 300-500 köylünün buradan faydalanması demektir. “

“HAZİNE NE YAPACAK?”

Başkan Öz, “Biz Meltem pazarının hazineyle ilgili sorununu 10 seneden beri çözemedik.  Orayı kendi paramızla dahi alamadık. En büyük istihdam kaynağı olabilecek bir yatırım yeri. Devlete zarar vermeyecek bir yatırım. Tam tersine burada kurulacak sistem içerisinden Devlet önemli bir gelir elde edecek. Devletten para istemiyoruz. Hazineye ait olan bu 2 bin metre karelik alanı pazarcının, halkın kullanımına açmasını istiyoruz. Bize gösterilen gerekçe ise buranın pazar yeri alanı olmadığı…. 1983 yılında Şehircilik ve İmar Planından, buranın tasdikli pazar alanı olduğunu gösteren imar planı var elimizde. Daha sonra kimin zamanında, neden değiştiyse buranın bir kısmı çocuk bahçesi, bir kısmı trafo alanı, bir kısmıda mesken olmuş. Kim neden değiştirdi belli değil. Üzerinde pazar varken bu işler oluyor.

“BÜROKRATİK ENGELLER”

Burasıyla ilgili bürokratik engeller var. Meltem pazarında, 10 senedir bürokrasi engelini aşamadık. 2009 yılında bu sorunları aşmak için plan tadilatı yaptırdık.  Hazine bize 7 tane dava açtı. Sebep , ‘Burası pazar yeri olursa, hazine buradan şu kadar zarar edecek’ deniyor. 7 davanın 4 tanesi bizim lehimize çıktı. Lehimize çıkan mahkeme kararıda 9 Eylül Üniversitesi’ndeki ‘Burada pazar olması gereklidir’raporuna göre çıktı. Mimarlar Odası, Şehir Pazarcılar Odası dahi buradapazar olmalıdır diyor. Meltemde, 150 bin halk pazar olsun, benim ihtiyacım var diyor. Mahkeme depazar olsun diyor. Pazarcı esnafı dapazar olsun diyor. Üzerinde tedbir var diyorlar, gidiyorsun üzerinde tedbir çıkmıyor. Hazinenin dava açması gerekirken, biz dava açıyoruz.

“CEVABINI BULAMIYORUM”

Neden? Sorusunun cevabını 9 senedir bulamıyorum.  Çözemedim. Ben burayla ilgili tutuklandım. Hakkımda zimmet çıkardılar. Dönemin defterdarı, tarafından burayla ilgili suçlamalara maruz kaldım. Denetimlere maruz kaldım. Açılan davalarda aynı hazinenin her mahkememe hazine avukatı katıldı. ‘Ceza olsun’ denildi. Hazine avukatı benim bütün duruşmalarımda bulundu. Devlete karşı bir zarar yoksa, pazarcılar odası başkanına neden? Ceza alsın dersin. Hangi hakka dayanarak dersin?Şuanda bana bu tutuklamayı yapan, benim tutuklanmama sebep olanlar şuanda Cezaevi’ndeler” ifadelerini kullandı.

NEDEN HAYIR!

16 Nisan Pazar günü yapılan referandum halk oylaması hakkında da değerlendirmelerde bulunan Başkan Öz, “Bizim oda olarak, başkanlık olarak ‘Evet’çıktı, yada ‘Hayır’ çıktı diye bir şeyimiz yok.  Fakat Antalya’da hayır çıkmasında suçlanan bir kesim var. Özellikle Antalya siyasetinde. Bunun Siyasi olarak değerlendirilmesini yanlış buluyorum.  AK Parti il başkanı, yardımcıları, milletvekilleri bizimle 10 sene boyunca sorunların çözümü için ellerinden geleni yaptılar. Biz bu bürokrasiyi, halkı temsil etmeyen bürokrasiyi, esnafı temsil etmeyen bürokrasiyi,cımbızla çekerek sorunlarımızın çözümü noktasında talimatlar verilmesine rağmen 9 senedir bürokrasi sorununu aşamadık.

“BÜROKRATLAR SORGULANMALI”

Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Meltem pazarının hazine sorununun çözümü noktasında bizzat talimat verdi. Bir türlü hazinedeki bürokrasi sorununu aşamadık. Evet, Hayır sorgulanacaksa esnaf temsilcisi olarak siyasetçiden önce bu tür bürokratların sorgulanmasın ı istiyorum. Antalya’daki bin 500 dönümlük alanın, 500 bin dönümü hazinenin. Bu hazine arazisinin üzerinde otopark işletmeciliği var, binalar var, oteller var,  yollar yapılmış… Onlara nasıl müsaade ettiler?  Onlara neden sahip çıkmıyorsunuz. Onlara neden dava açmıyorsun. Şuanda işgal altında olan yerlerle ilgili neden dava açmıyorsun? Kaçak şantiye konmuş, çatır çatır kum öğütüyor. Hazine yerinde yapılıyor. Öbür tarafta kaçak  otopark çalıştırılıyor.Bir pazar yerindeki 2 bin metre karemi Devleti kurtaracak, hazineyi kurtaracak?  500 pazarcı esnafı buradan ekmek yiyecek. Bu pazar sayesinde bin insan işsizlikten kurtulacak. Türkiye’nin sorunu işsizlik değil mi? Böyle önemli yerlerle ilgili engeller kaldırılmalıdır” dedi.

“SİYASETÇİLER HARCANIYOR”

Toplumun dertlerine çözüm bulunmadığı sürece, bürokrasi engeli, aşılamadığı sürece, evet hayır, gibi seçimlerde, yerel yönetim seçimlerinde hiç suçu olmayan, çalışmış olan, önümüze düşen kişilerin harcandığını belirten Başkan Öz, “Siyasetçilerin harcanma sebebi onun bırakmış olduğu sebep değil, bürokrasiden kaynaklanan engellerdir.  Bürokrasiye devletimizin el atması lazım. Dilekçelerin nereden başlayıp, nereden bittiğini, içeriğinin gerçeği taşıyıp, taşımadığı, neye göre yazıldığı, davaların ne sebeple açıldığı irdelenmelidir.

“PAZARCIYA VERGİ”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun destekleriyle  gelir idaresi başkanıyla görüştük. Biz bu konuda ne olduğunu, pazarcının burada işletmeyle, Basit usülvergisinin ne olacağını, işletmeden kalkıp basit usülde, devletin ne kadar kar sağlayacağını, bunların hepsini tek tek belirttik. Raporumuzu sunduk. Hem de 4 sefer…

“KAYIT DIŞI”

Bugün herkes pazarlar pahalı diyor. Sen kalkar pazarcının satmadığı maldan KDV alırsan, pazarcının çürüyen  çöpe döktüğü maldan gelir elde etmeye çalışırsan, pazarcının mali altın değil, demir değil ki… 1 ton aldığını 1 ton satabilsin. Pazarcılık sektöründe mutlaka bunda erime çürüme oluyor. 1 ton aldıysan bir tonunu satarsın diye bir kural yok. Pazarcı 1 ton aldığı malın 50 kg, 100 kg. satamıyor. Pazar bittikten sonra gidin, bakın4-5 kamyon çöp çıkar. Pazarcı 2 pazar götürmüştür satamamıştır. Mal artık özelliğini kaybetmiştir. Antalya’da haftada kurulan 90 pazarda, 4 kamyon çöp çıkıyorsa, bu 40 ton mal çöpe gidiyor demektir. Antalya’da halden çıkan malın ne kadarı çöpe gidiyor görebiliyormusunuz?  Satmadığı malın, işletmede ‘Ben anlamam sen çıkış yapmak zorundasın diyor’ Şuan bir çok pazarcı 10-20 milyon stoklu görünüyor. Stok’dan da anlamıyor. Ne oluyor, bana 2 bin ile  4 bin TL. vergi çıktı diyor. Normalde o vergi değil, kar değil...Bilinçsizce yaptığı hareketin bedeli. Böyle olunca ne oluyor insanların sattığı mal 100 TL. ise 200 TL. zarar ediyor. Ondan sonra vergiden kaçıyor. Kayıt dışının önüne geçilemiyor. Pazarcı esnafı satmadığı ürünün vergisini ödüyor. Türkiye’de basit usülden vergiden toplanan para 1 yılda 27 milyon TL.’dir.

“SONUCA GİDEMEDİK”

Büyükşehirlerde basit usül vergi var. Muratpaşa, Kepez, Aksu, Konyaaltı, Döşemealtı’nda işletme var. Kemerdeki pazarcı basit usül vergiye tabi.  Manavgat, Korkuteli, Burdur’da basit usül vergi yok. Buradaki pazarcıyla nasıl olurda rekabet edebilirsin? Bunları raporlayarak yetkililere anlattım. Bunu anlatmamızda bize aracılık yapan kişi yine siyasettin yetkili il başkanı oldu. Siyasetin milletvekilleri oldu. Buna rağmen yine sonuca gidemedik” dedi.

“100 MİLYON ZARAR”

Başkan Öz sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim devletimin vergi konusunda 100 milyonlarca lira zararı var. Kayıt dışının önüne geçemezsiniz. Bugün en çok vergi  mükellefi  1 milyon 3 bin ile Antalya’dadır. Ankara’da ise 800 – 900 bindir. Ankara Antalya’nın 4 katı fazla bir pazara sahip.  Ankara’daki kapalı pazar sayısı Antalya’dan daha çok. Belediyeler Pazar kurarken kesinlikle vergi kaybı istemek zorundalar. Pazar ister kapalı, ister açık olsun. Belediyeler görevini yapmıyor, ama bürokratta görevini yapmıyor.  İnsanlar haksız yere senede 15 bin lira para ödüyor. 

“SORUNLAR ÇIKARDILAR”

“Biz 2013’te tekrar plan tadilatı yaptırdık. Yaptığımız plan tadilatı, 2014’ün Ocak ayında seçim kaybedilince, plan danıştay da onaylandı geldi. Ne hikmetse, onarılan plan tadilatında ilgili defterdar bürokratlara tekrar dava açarak, güya devletin haklarını korumak adı altında. Devleti zarara uğratmamak bakımından dava açarak tekrar bu yerleri mesken haline çeviriyorlar. Burası mahkeme diyerek satışı durdurdular. Dava açan sensin, davaya taşıyan sensin, Pazarcı Odasını, pazarcıya burası pazar yeri deyip satmayan sensin, Pazar yeri yapıldıktan sonra tekrar bozulmasını sağlayan sensin. Kendi kendilerine sorunlar çıkardılar.

“DEVLET OLSAM HİBE EDERİM”

İsimsiz dilekçeler çıkardılar. Kendi kendilerine dava yokken dava ürettiler. Burası Pazar yeri değil dediler, diğer tarafta 1600 dönüm iş aynı alanda ve bölgede belirli bir sistem içerisinde işgal altındaki yerlere bakmadılar. Burada halka hizmet edecek, esnafı ayakta tutacak ve üreticinin malını pazarlanacak yerlerin 2 metrekaresini esnaftan, pazarcıdan ve halktan kıskandılar. Bedava değil. Burası 1000 lira olacakmış, mesken olsa 1500 lira olur. 2000 bin metrekarede 1000 lira yapar. Burası Pazar alanı olsa 1000 lira olur. Ben devlet olsam, bunu hibe ederim.

“ENGELLERİ AŞAMIYORUZ”

Ama bir türlü bu bürokrat kesimini aşamıyoruz. Üretim durduysa, Türkiye’de ziraatçıların ve üreticilerin durma sebebini araştırdığımız zaman yine aynı bu şekilde ucuz bürokrasi ve halkı tanımadan yapılan kanunların tam bir alt yapısı vardır. Mesela bizim Pazar yönetmeliğimiz var. Pazarcı ve halk burada düşünülmemiştir. Yetki hep belediyeye verilmiştir. Meclis üyelerini aşamıyorsunuz. Bir tane meclis üyesinin kafası sana karşıysa bunu aşamıyorsunuz. Ya da bir tane belediye başkanı sana karşıysa bunu aşamıyorsunuz. Denetim ya da hukuk bu tür şeylerde şart.

“KENDİLERİ ÇELİŞİYORLAR”

Pazar yönetmeliğini hazırlayan bürokrat, bunun önüne geçiyor. Yüzde 51 belediyenin deniyor. Peki yüzde 49 kimin? Neden açık açık yazılmıyor? Koydukları yönetmelikle kendileri çelişiyor. Yönetmelikte, Pazar kurmak encümenliğin görevi deniyor. Pazarı işletecek olan kişilerinde şu şartlar lazım deniyor. Kendi kendilerine çelişiyorlar. Birileri esnaf üzerinden kurban kesmeye çalışıyor. Şu anda Pazar yerleri dışarıdan bakıldığı zaman herkesin iştahını kabartan bir yer. Çünkü yüzlerce insan buradan ekmek yiyor. Geçen gün Bursa’da 90 binden pazar yeri için ihale yaptılar. 10 metrekareye. Gelecekte Pazar yerlerinden birine, peşkeş çekilme hamlesidir. Şu anki yönetmelikler 2005’te hazırlandı. O zaman toplantıyla tartışılarak geldi. Bizim başkan dedi ki, ‘Biz kimlerle toplantı yapıyoruz bilelim’ dedi. Sistemi hazırlayacak olan profesörün sağındaki ve solundaki kişiler, Metro’nun personeli çıktı. Kendi çıkarttıkları yönetmeliğin cevabını veremiyorlar. Bugün Carrefour bir Pazar yerini alıp düzenleyebilir. Belki bunu kabullenen ve yön veren siyasetçiler vardır. Ama halktan uzaklaşan siyaset değil, bürokrattır.”

“HAYIR’IN NEDENİ BÜROKRATLAR “ Haberine Yorum Yapınız