GUR­BETÇİLERİN DU­RU­MU AN­LA­TIL­DI

Al­man­ya’nın Bav­ye­ra Eya­le­ti Mec­li­si­nin ilk Türk asıl­lı Mil­let­ve­ki­li ve SPD Bav­ye­ra Uyum İşleri Baş­ka­nı Arif Taş­de­len, Tür­ki­ye’deki re­fe­ran­dum sü­re­cin­de ya­şa­nan ger­gin­lik­le­rin Al­man­ya’da ya­şa­yan Türk va­tan­daş­la­rı­nın du­ru­mu­nu 20 yıl ge­ri­ye at­tı­ğı­nı be­lirt­ti.


Nürn­berg ile Kar­deş şehir kap­sa­mın­da An­tal­ya Ga­ze­te­ci­ler Ce­mi­ye­ti ile Nürn­berg Basın Ku­lü­bü ara­sın­da bo­zu­lan Türk-Al­man iliş­ki­le­ri­nin can­lan­dı­rıl­ma­sı ko­nu­sun­da An­tal­ya­lı ga­ze­te­ci­ler Nürn­berg’i zi­ya­ret etti. Zi­ya­re­tin üçün­cü gü­nün­de ga­ze­te­ci­ler, Nürn­berg de ortak ça­lı­şan ve şir­ket­le­şen 4 ayrı rad­yo­nun yer al­dı­ğı Funk­ha­us Nürn­berg (Nürn­berg Radyo Evi) zi­ya­ret etti. 
“YA­YIN­LAR HAK­KIN­DA BİLGİ” 
Genel Müdür Ale­xan­der Kol­ler, böl­ge­de­ki radyo ga­ze­te­ci­li­ği ve ya­yın­la­rı hak­kın­da bilgi verdi. Günün ikin­ci zi­ya­re­ti ise, Adolf Hit­ler, ta­ra­fın­dan ya­pı­lan Genel Kurul ve gös­te­ri et­kin­lik­le­ri­nin ya­pıl­dı­ğı­nı alana ger­çek­leş­ti­ril­di. Yarım bı­ra­kı­lan Genel kurul bi­na­sı ile ‘’Bir Kent Ta­ri­hi ile Yüz­le­şi­yor: Do­ku­men­ta­ti­ons­zent­rumRe­ichs­pa­re­ita­ge(İmpa­ra­tor­luk Ku­rul­tay­la­rı Ara­raş­tır­ma Mer­ke­zi'ni zi­ya­ret eden An­tal­ya­lı Ga­ze­te­ci­ler, daha sonra Hit­ler ta­ra­fın­dan çı­ka­rı­lan Nürn­berg Ka­nun­la­rı­nın adı­nın ve­ril­di­ği, daha sonra Hit­ler Fa­şiz­mi ile İkinci Dünya Sa­va­şı­na neden olan­la­rın yar­gı­lan­dı­ğı Ulus­la­ra­ra­sı Savaş Suç­lu­la­rı Mah­ke­me­le­ri’nin ya­pıl­dı­ğı Nürn­berg Mah­ke­me­le­ri zi­ya­ret etti. 
“RE­FE­RAN­DUM SÜRECİNE DEĞİNDİ”
Bu­ra­da bil­gi­ler alan ga­ze­te­ci­ler, aynı günün ak­şa­mın­da Bav­ye­ra Eya­let Mec­li­si­nin İlk Türk asıl­lı mil­let­ve­ki­li ve SPD Bav­ye­ra Uyum İşleri Baş­ka­nı Arif Taş­de­len ile bir araya geldi. Ye­mek­te ga­ze­te­ci­le­re açık­la­ma­da bu­lu­nan Taş­de­len, Tür­ki­ye’deki ana­ya­sa de­ği­şik­li­ğiy­le il­gi­li re­fe­ran­dum sü­re­ci­nin Türk-Al­man iliş­ki­le­ri­nin ge­ril­me­si­ne yol aç­tı­ğı­nı söy­le­di. Taş­de­len, iliş­ki­le­rin mut­la­ka yu­mu­şa­tıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­di. Bu­gü­ne kadar Türk-Al­man top­lum­la­rı­nın yak­laş­ma­sı­nın göz ardı edil­di­ği­ni, Tür­ki­ye’deki si­ya­se­tin de Al­man­ya’ya ya da yurt­dı­şı­na ta­şın­mak is­ten­di­ği­ni ifade eden Taş­de­len, bu ne­den­ler­den do­la­yı da Al­man­ya’da ya­şa­yan Türk va­tan­daş­la­rı ara­sın­da ve Türk-Al­man iliş­ki­le­rin­de ya­şa­nan ger­gin­li­ğin çok doğal ol­du­ğu­nu dile ge­tir­di.
“EVET, YÜZDE 13”
Tür­ki­ye’deki re­fe­ran­dum için Al­man­ya’da oy kul­la­nan Türk­le­rin yüzde 65’inin ‘Evet’ de­di­ği­ni anım­sa­tan Arif Taş­de­len, şöyle devam etti. "Se­çi­me git­me­yen Türk va­tan­da­şı çok. Evet di­yen­ler, seç­me­nin sa­de­ce yüzde 13’ü dü­ze­yin­de. Tür­ki­ye si­ya­se­ti beni il­gi­len­dir­mi­yor. Ben yurt dı­şın­da ya­şa­yan biri ola­rak Tür­ki­ye’deki du­ru­mu be­lir­le­ye­mem. Türk halkı kendi ge­le­ce­ği­ni be­lir­le­sin" diyor. Tür­ki­ye’de ya­pı­lan si­ya­set Tür­ki­ye’nin si­ya­se­ti­dir. Gön­lü­mü­zün ya­rı­sı, kal­bi­mi­zin ya­rı­sı Tür­ki­ye’de. Tür­ki­ye’de olup bi­ten­le­ri yo­rum­la­mak is­te­mem. Av­ru­pa’nın kendi so­run­la­rı var. Ya­ban­cı so­run­la­rı, uyum so­run­la­rı var. Re­fe­ran­dum­da­ki ger­gin­lik­ler Al­man-Türk iliş­ki­le­ri­ni olum­suz et­ki­le­di. Kuzey Ren Vest­fal­ya Eya­le­ti Baş­ba­ka­nı orada ya­şa­yan Alman ol­ma­yan ya­ban­cı­la­ra seçme se­çil­me hakkı ve­re­cek­ti. Bunun için yasal dü­zen­le­me ya­pıl­ma­sı için de ça­lış­ma­lar da vardı. Tür­ki­ye’deki ger­gin­lik­ler­den do­la­yı se­çi­mi kay­bet­me en­di­şe­si ne­de­niy­le bu yasa ta­sa­rı­sı geri çe­kil­di.’’
“TÜRK­LERİ 20 YIL ATTI “
Tür­ki­ye’de si­ya­set yap­mak is­te­sey­dim mut­la­ka Tür­ki­ye’de ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne dik­kat çeken Arif Taş­de­len, ‘’Tür­ki­ye’deki re­fe­ran­dum sü­re­ci Al­man­ya’da ya­şa­yan Türk­le­ri 20 yıl ge­ri­ye attı. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Cum­hur­baş­ka­nı kendi çı­kar­la­rı için 4 mil­yo­na yakın Türk va­tan­da­şı­nın yaşam ko­şul­la­rı­nı zor­laş­tı­rı­yor. Bunu va­tan­da­şı­mı­za an­lat­mak zo­run­da­yız’’ dedi.
“ELEŞTİRİYE AÇIK OLUN­MA­LI”
Türk-Al­man iliş­ki­le­ri­nin ye­ni­den eski ha­li­ne dön­me­si ko­nu­sun­da her iki ta­ra­fın da eleş­ti­ri­ye açık ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni an­la­tan Taş­de­len, şöyle devam etti. ‘’Keşke Tür­ki­ye’de ko­alis­yon ol­say­dı. Bu daha uyum­lu olur­du. Tür­ki­ye’deki par­ti­ler özel­lik­le ik­ti­dar par­ti­si bu­ra­da ya­şa­yan ba­zı­la­rı­na Tür­ki­ye’de mil­let­ve­kil­li­ği va­adin­de bu­lun­du­lar. Onlar da Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nde mil­let­ve­ki­li ola­cak­mış gibi dav­ran­dı­lar. Tür­ki­ye’de zaten ye­te­ri kadar mil­let­ve­kil­li­ği ya­pa­cak insan var. Yurt dı­şın­da­ki Türk mil­let­ve­kil­le­ri­ne ih­ti­yaç yok. İste­sek de is­te­me­sek de bu­ra­nın par­ça­sı­yız.’’
“İLİŞKİLERİN DÜ­ZELTİLMESİ”
Türk top­lu­mu ola­rak Alman par­ti­le­rin­de de ça­lı­şıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne dik­kat çeken Taş­de­len, şöyle devam etti.‘’Biz bi­raz­da bu­ra­da küsme si­ya­se­ti ya­pı­yo­ruz gibi.. Al­man­ya'daki ge­liş­me­le­re se­yir­ci kal­ma­ya­lım ve be­lir­le­yi­ci rol ala­lım. Al­man­ya’daki si­ya­se­ti de be­lir­le­ye­lim. Al­man­ya’ya gön­de­ri­len dip­lo­mat­lar mut­la­ka Al­man­ca bil­me­li. Alman ma­kam­la­rıy­la bire bir ter­cü­man­sız gö­rü­şe­bil­me­li. Türk in­sa­nı ola­rak bir şeyi sev­di­ği­miz zaman onu hiç eleş­ti­re­me­yiz. Olum­suz­lu­ğu hep baş­ka­la­rın­da ara­rız. Türk in­sa­nı ola­rak eleş­ti­ri­ye açık ol­ma­lı­yız. (Her­kes bize düş­man) an­la­yı­şın­dan kur­tul­ma­mız lazım. Sayın Cum­hur­baş­ka­nı Recep Tay­yip Er­do­ğan Alman TV’le­ri­ne, med­ya­sı­na de­meç­ler ver­di­ği zaman ha­va­yı yu­mu­şat­sın. O zaman Al­man­lar yine Tür­ki­ye’ye ta­ti­le gider.’’
“SİYA­SET­TE ÇOK ÇA­LIŞ­MA”
Nürn­berg Basın Ku­lü­bü Baş­kan Yar­dım­cı­sı Jo­ac­himHauck da SPD Mil­let­ve­ki­li Arif Taş­de­len’in ya­ban­cı­lar açı­sın­dan örnek alın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni be­lir­te­rek, ‘’Si­ya­set­te eğer çok ça­lı­şı­lır­sa daha yük­sek yer­le­re ge­le­bil­di­ği­nin de ka­nı­tı­dır. Arif bizim dos­tu­muz. Par­la­men­to­da çok ça­lı­şan bir ar­ka­da­şı­mız. Sa­de­ce ya­ban­cı­la­rın değil Al­man­ya’da tüm va­tan­daş­la­rın so­run­la­rı­nın çö­zü­mü için ça­lı­şı­yor. Daha büyük gö­rev­le­re layık. Özel­lik­le SPD’den se­çil­me­si diğer par­ti­le­ri de sı­kış­tır­mış du­rum­da. Diğer par­ti­le­rin de ya­ban­cı­la­ra ka­pı­la­rı­nı aç­ma­ya zor­la­dı’’ dedi.
“İŞ BİRLİĞİ ART­TI­RIL­MA­LI”
Nürn­berg Basın Ku­lü­bü Mali Sek­re­te­ri Di­eterBarth ise iki ülke ara­sın­da iliş­ki­le­rin dü­zel­til­me­si için sa­de­ce yu­ka­rı­da­ki yet­ki­li­le­re bı­ra­kıl­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni kay­det­ti. Barth, şöyle ko­nuş­tu. ‘’Mes­lek­taş­lar ola­rak kendi içi­miz­de iş bir­li­ği­ni ar­tır­ma­lı­yız. Darbe gi­ri­şi­mi­nin ar­dın­dan bir iki ay sonra An­tal­ya’ya git­tik. Özel­lik­le zor gün­ler­de da­ya­nış­ma­mı­zı gös­ter­me­miz lazım. İki ülke ara­sın­da iliş­ki­le­rin dü­zel­til­me­si­ni is­ti­yor­sak bir­bi­ri­mi­zi an­la­ma­ya ça­lış­ma­mız lazım. Ba­vul­la­rı top­la­yıp git­mek değil. Köp­rü­le­ri kur­mak is­ti­yor­sak ko­nuş­ma­mız lazım.’’