“PAZARIMIZ FETÖ KURBANI”

Antalya Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz’den flaş açıklamalar “Muhtarın Boş Arsa İsyanı” başlığıyla, atıl vaziyetteki hazine arazilerini ele aldığımız haberimizden sonra, Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz’de hazine arazileri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Öz, “Meltem’deki pazarımız FETÖ kurbanı oldu” dedi.


 “Hazine Dosyası” yazı dizimizde, atıl durumda bulunan hazine arazilerinin durumunu günlerdir gazetemizde yayınlıyoruz. Soğuksu, Meltem ve Bayındır Mahallelerinde atıl durumda bulunan hazine arazilerinin nasıl çöplüğe döndüğünü, nasıl uyuşturucu bağımlılarının mekanı haline geldiğini, nasıl Suriyelilerin barınağı olduğunu okurlarımız için görüntülemiştik. Bir tarafta hazine, bir tarafta yüzlerce hissedar ve yılan hikayesine dönen hazine davaları.

“EKONOMİYE KAZANDIRILMALI”

Dünkü gazetemizde “Muhtarın Boş Arsa İsyanı” başlığıyla “Hazine Dosyası” yazı dizimizde hazine arazilerinin kanayan bir başka yarasını gündeme getirmiştik. Mahalle muhtarlarının sesine kulak verdiğimiz haberimizden sonra, Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz’de hazine arazileri konusunda açtı ağzını, yumdu gözünü. Başkan Öz, Meltem Mahallesi’nde gerçek sahiplerinden bin 500 TL’ye alınan arsaların, hazine tarafından 3 bin 500 lira dan satışa çıkarıldığını söyledi. Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz, “Hazine atıl durumda bekleyen bu arsaları demek ki, ekonomiye kazandırmak istemiyor” dedi.

“MELTEM HAYATIMIN HATASI”

Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz, hazine arazileri konusunda en büyük sorunu pazarcı esnafının yaşadığını söyledi. “Hayatımın en büyük hatası Meltem pazarı oldu” diyerek sözlerine devam eden Başkan Öz, “Meltemdeki pazarcım FETÖ mağduru oldu. Meltem pazarı için yıllardır mücadele veriyoruz. Meltem pazarı konusunda bizimle yıllardır uğraşanlar, beni zan altında bırakanlar şimdi FETÖ’den içeride yatıyor. Meltem pazarı konusunda da hazine hep taraf oldu” iddialarında bulundu.

“PAZARCI ESNAFI MAĞDUR”

Başkan Öz, Meltem Mahallesi’nde yıllardır çözüme kavuşmayan hazine davaları yüzünden pazarcı esnafının da mağdur edildiğini söyledi. Meltem pazarının 3’te 1’inin hazine arazisine ait olduğunu belirten Başkan Öz, “Meltem Pazarı, Antalya’mızın olmazsa olmazı. Kamu yararına olan bütün yatırımlar,  halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamak için yapılır. Parklar, çocuk alanları, pazar yerleri, sağlık alanları ve kamu yerleri kamu yararına yapılır. Bütün bunlar toplumun günlük ihtiyaçlarını karşılayan önemli yatırımlardır. Bu yatırımların önüne neden engel çıkartılır bir türlü anlamıyorum” dedi.

YILAN HİKAYESİNE DÖNDÜ

Bugün hazine ve pazarcılar odası arasında yılan hikayesine dönen Meltem Pazarının içinde bulunduğu çıkmazı anlatan Başkan İsmail Öz, “Meltem Pazarı 1983’te planlama ile pazar yeri olarak ayrıldı. 1986’da biz buraya Soğuksu Kapalı Pazarı’nı yaptık.  Burada, 280 tane esnafa hizmet verdik. O zamanlar nüfus yoğunluğu azdı. Pazar kurulurken burada, plan tadilatı yapıldı.  Neden tadilat yapılması gerektiğini dahi bilmiyoruz. Bunda bir kasıt olup olmadığını bilmiyorum. Bu plan tadilatı kapsamında bu alanın bir kısmına çocuk bahçesi, bir kısmına trafo ve diğer kısmına da imar planında mesken yapılmış. Bu şekilde plan devam ederken,  Antalya’nın meşhur 100.yıl davası, bu süreç içerisinde, 2007 yılında bitti. Mahkeme, bu davadaki hissedarlara alanın 3’te 2’si için tapu verdi. 3’te 1’i ise hazineye veriliyor.

“PAZARI YIKACAĞIZ DEDİLER”

Muratpaşa Belediyesi’nin o dönemki başkanı Süleyman Evcilmen, 2007’de pazarcıları topladı. Ve dedi ki, ‘Burada bir mülkiyet sorunu var. Biz mülkiyet sorunundan dolayı burayı yıkacağız.’ Bu alana satılma kararı çıktığını öğrendik ve biz de pazarcılar olarak satın almak istedik. Elimizden pazarımız gidecekti ve o civarda başka da pazar yoktu. Yerleşim olarak bu pazarın hitap ettiği nüfus, 150 bin. Çalışan olarak da hesap ettiğimiz zaman en az 30 ila 40 bin arasında. Antalya’nın 5’te 1’ine hitap eden bir pazar diyebiliriz. Protokol çerçevesinde bu alanı devraldık. Karşılığında da odanın çeklerini verdik. Tapuyu üzerimize alamadık. Çünkü noterin yaptığı satışta 3’te 1 olarak hazineye ait olan alanın da bize satıldığını öğrendik.

“HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

Bu konu ile ilgili şikayette bulunduk. Dolandırıldığımızı söyledik, ancak sonuç alamadık. Çok iyi korundular diyebilirim. Süleyman Evcilmen’den yardım istedik. Ancak yardımcı olmadı. Soğuksu Pazarcıları olarak hakkımızı helal etmiyoruz. Çünkü, biz oraya pazar kurduk ve  Süleyman Evcilmen, Soğuksu pazarımızı yıktı. Yıkmakla kalmayarak, o pazarı başka bir yere taşımaya kalkıştı. O zamanlar biz eylemler yaptık. Mülkiyet sorunu vardı ve Süleyman Evcilmen bize el sıktırdı.  Bizim odamızın çeklerini de başka kişilere sattıklarını öğrendik. Bir yandan da biz, çekleri ödemeye başladık. 2 ya da 3 yıl kadar bizim bu mahkeme süreçlerimiz devam etti. Bizim pazar yıkılıp, başka bir alana taşınacağı zaman biz gidip hazineyle görüşmeye başladık. Belediyeden iş çıkmayınca hazineye pazarın devam etmesi için ne yapmamız gerektiğini sorduk.

“MUVAFAKAT KRİZİ YAŞADIK”

Bize dediler ki, ‘Satın alamadığınız kişilerden muvafakat alın.’ 300 tane farklı yerlerde yaşayan hissedar vardı. Ben 3 yıl uğraşarak yüzde 80’inden elden muvafakat aldım. Daha sonra muvafakatları götürdüm. Ancak çalışan kişiler değişmişti ve kabul edilemeyeceğini muvafakatların noterden alınması gerektiğini söylediler. Tekrar noterden muvafakları almaya başladık. Bize dava açıldı ve biz üzerimize tapu alamaz olduk. Ancak yılmadık ve paraları ödeyerek, 70 tane hissedardan noter satışı aldık. Toplamda 200 tane hissedarın tapusunu oda olarak aldık. Totalde bu alan 6 bin 450 metrekare civarında. Bunun 3’te 1’i 2 bin 150 metrekaresi hazineye ait. 4 bin 300 metrekaresi ise özel mülkün. Biz bu özel mülkün yaklaşık 3 bin 300 metrekaresini oda olarak satın aldık.

“HAZİNE DAVA AÇTI”

Şu anda odamız bu alanlara sahip. Ancak bu alanların bin metrekaresinin tapusu alındı gerisinin tapusu alınmadı. Noter ve gayrimenkul satışları var. Bu şekilde çalışmalarımızı yürütürken, hazine buranın pazar alanı değil mesken alanı olduğunu söyledi. Burayı pazar olmadığı için satamayacaklarını söylediler. 2009 senesinde gidip Büyükşehir’den bu alan için Pazar planını yaptırdık. Plan yapıldıktan 3 gün sonra hazine gene dava açtı. Davayı kaybettiler. Bahsettiğim alan 2 ada ve 7 parselden oluşuyor. Aynı konuyla ilgili olarak bu 7 parselle ilgili ayrı davalar açıldı. 7 parsel de farklı yerlerde mahkemeye sunuldu. 1 tane mahkemede acele karar verildi.

“PLAN İPTAL EDİLDİ”

Ve pazar planını iptal etti. Biz, Mimarlar Odası’ndan bu alanın pazar olması ile ilgili yazı almıştık. 20’ye yakın muhtar da pazar alanı olması için dilekçe verdi. Mahkemelerden birisi bilirkişi getirdi. Bilirkişi, bu alanın pazar yeri olması gerektiğine dair 30 sayfalık bir yazı verdi. Diğer mahkeme de onayladı. Yani 3 idari mahkemenin 2 tanesi pazar alanını onayladı.  Tabi bu anlattıklarım uzun zaman alan olaylar. Bir sihirli değnek var. O sihirli değnek bizimle ilgili olumlu şeyleri yavaşlatıyor. Olumsuz şeyleri ise hızlandırıyor. Ne hikmetse olumsuz olan 1 mahkemenin kararı 3 ay kadar kısa bir sürede onaya döndü. O karara göre, belediye burayı Defterdarlık’ın baskısıyla aldı. Defterdarlık, pazarcı esnafına ve halka eziyet edercesine buraya tekrar dilekçe vererek, plan tadilatını boş plan haline getirdi.

“BİTMEYEN İTİRAZLAR”

O boş plana biz plan yaptırdık. Bu planı da Büyükşehir Meclisi’nden geçirdik. Bahsettiğim olay 2013 yılında oluyor. Danıştay’a giden plana Defterdarlık tekrar itiraz etti. Belediye’de dilekçesini geri çekti ve bu alan pazar olarak onaylandı. O zamanlar Defterdar ise Hidayet Mat. Satın alıyoruz, pazar yeri değil diyorlar. Pazar yeri yapıyoruz, itiraz ediyorlar. Biz burayı satın alma peşindeydik. Araya siyasetçileri soktuk. Defterdar aranıyor. Tamam diyorlar daha sonra hayali mazeretler çıkartıyorlar. Bu konuyla ilgi 10’un üzerinde dilekçe yazdık. Her birinde gerçeği yansıtmayan şeylerle bizi oyaladılar. Hiç alakamız yokken odamız aleyhine soruşturmalar başlatılmıştı. Bu konuyla ilgili olarak isimsiz dilekçeler ile şikayetler başladı. Şikayet edenin adresi var, ancak o adreste öyle bir şahıs yoktu. Bu nedenle hakkımda soruşturma başlatıldı.

İSİMSİZ ŞİKAYETLER

Bizim aldığımız tapuları ve paraları birileri görmüyordu. İşimizi çözmedikleri gibi tam tersi Defterdarlığa hakkımızda isimsiz 4 tane sahte şikayet gidiyor. Bende hazineye yazdım. Dedim ki, “Ben size birine şikayet edecek olsam, nasıl şikayet ederim? Hazine bana resmi bir yazı gönderdi. Dedi ki, 1- Kendin olacaksın. 2-Kimliğin olacak. 3-Şikayet gerekçen gerçeği yansıtacak. Ben İsmail Öz olarak gitmediğim takdirde, hazine şikayeti dikkate almıyormuş. Ama ne hikmetse benimle ilgili 4 tane şikayette isim dahi yok. Bu şikayetler üzerine Hidayet Mat,  bunları hiç incelemeden savcılığa sevk etti. O zamanlar savcı Osman Şanal. Antalya’mızın meşhur eski savcılarından. Ve bizimle ilgili soruşturma başlattı. Yine bu dilekçelere dayanarak 2012 yılında Hidayet Mat, benim odama 2 tane müfettiş gönderdi.

BİNLERCE LİRALIK CEZA

Müfettişler benim odamı tam 8 ay denetlediler. Ve bu denetim esnasında bilgi eksikliğimiz vardı. Ve maliye usulsüzlükten dolayı bizim kurumumuza binlerce lira değerinde ceza kesti. Bize o kadar çok şey yaptılar ki, oda olarak bu işe girdiğimiz için pişman olduk. Üzerimize inanılmaz bir baskı yaptılar. 8 ay kalan müfettiş bir suç unsuru bulamadı. Normalde müfettişler suç unsuru bulduklarında direk dilekçe yazıp savcıya gönderiyor. Ancak bulamadıkları için öyle bir dilekçe yazmadılar. Sadece usulsüzlükleri tespit ettiler.  Bunun için de oldukça fazla cezalar kestiler. Ama müfettişlerin bulamadığı suçu, yine Hidayet Mat’ın havale ettiği Savcı Osman Şanal ve Bilal Kılık isimli muhasebeci bize 5 milyon lira zimmet çıkarttı. 

HAZİNE TARAF OLDU

Odamızın geliri 690 bin lira ama, bize 5 milyon lira zimmet çıkarttılar. Benim Meltemdeki pazarcım FETÖ mağduru oldu. Kamu menfaati varken neden satılmadı? Hazine tonlarca yeri olmayacak insanlara hibe ya da başka şekilde satıyor. Bizim alacağımız yerde hazinenin 300 – 400 metrekarelik yeri var. Yani 300 metrekare olsa ne olur? Olmasa ne olur? Bu zimmet ile Osman Şanal bana dava açtı ve hazine karşıma ceza almam için avukat gönderdi. Hazine neden avukat gönderir? Kamu malına bir zarar verilir ve hazine zarara uğrar. O zaman hazine bir avukat gönderir. Ama benim olayımın hazineyle ilgisi yokken hazine bana karşı avukat gönderdi. Hazine taraf oldu. Dava bitene kadar hazine avukatı her seferinde raporlar düzenledi. Bize bu alanı satamamalarının bir diğer sebebi, 3’te 1’lik hazine hissesinde tedbir olmasıyla ilgiliydi. Biz gittik bu tedbiri araştırdık. Karşı tarafta 3 tane aile varmış. 3 aileden 1 tanesi problemli. Ve birbirlerine dava açıyorlar. Hazine hissesine de tedbir konuluyor. Hazineye diyorum ki, sen bu tedbiri mazeret gösteriyorsun da aynı hissede benim de malım var. Benim malımda tedbir yok. O ikisi hisse olarak seni veya beni bağlamıyor. Bunu gidip kaldırın ve bana satamama sebebi yapmayın diyorum. “Biz burayı satın alacağız” dedik ve bunun üzerine hazinenin üzerindeki tedbiri Pazarcılar Odası avukatımız kaldırdı. 

“BANA ZİMMET ÇIKARDILAR”

Ve bu kişilere açtığım davaları kazandım. Bahsettiğim kişilerden yüklü miktarda alacağım var. İcra olayını başlatacağım. Olay şu an Yargıtay’da. Kazandığım davalardaki mahkeme kararlarına rağmen onlara vermiş olduğum çekler ile ilgili bana zimmet çıkardılar. Ben iddianameyi görmeden yine aynı cemaatin, şu an tutuklu olan gazetecileri var. Gazeteciler, cemaate yakın oldukları için tutuklandılar. Benim zimmetle ilgili iddianamemi ‘Flash flash flash’ başlığıyla verdiler. Aynı zamanda 2014 yılında benim seçimim oldu. Bu gazeteler, seçimlere 7 gün kala pazarlarda dağıtıldı. İddianamenin kim tarafından alındığı belli olduğu halde savcı, soruşturma geçirdi. İddianame de hazır olmayan belgeyi dışarıya servis yaparak kamuya sunmaktan dolayı savcı ceza aldı. Ama bunu haber yapan gazeteciler, ceza almadı. Bunu zimmet gösteren muhasebeci için soruşturmaya gerek yok dendi. 2013 yılında ise avukatımla beni çağırdılar. Bizden 700 bin lira para istediler. Bunu ben bütün duruşmalarda söylediğim halde bunu ört pas ettiler. 2014 yılında odanın seçimini de kaybetmiş oldum.

“ASILSIZ ALGILAR YARATILDI

Pazar yerinin plan tadilatı onaylandı. Aynı hazine bunlara rağmen tekrar gidip dava açtı. O zamanlar bizim yönetimimiz acemiydi. Onaylanan plan yerine tekrar mesken alanı olarak değiştirdiler. Kamuoyuna, ‘Odanın alanda aldığı herhangi bir alan yok, İsmail Öz para yedi, zimmet yaptı ve Pazarcılar Odası para yedi’ şeklinde algı yaratıldı. Arka arkaya bizlerle ilgili haberler çıkmaya başladı. Savcının yaptığı iddianameler manşetten verilmeye başlandı. Bizimle ilgili gerçeği yansıtmayan dilekçeler verilmeye devam etti.  15 Temmuz’dan sonra Osman Şanal içeri girdi ve bu sahte dilekçeler bitmiş oldu. Burayı hala bize satmamakta kararlılar. 2016’nın Şubat ayında tekrar seçime gittik. Ben bu seçimde tekrar başkan oldum.

“UÇUK FİYAT VERDİ”

Milletvekili Mustafa Köse’nin bizzat takibiyle, Milli Emlak Genel Müdürü ile görüştük.  Satış olabilir dendi. Ve yine komisyon kuruldu. Komisyon ile bu alanın metrekaresini 3 bin 500 liradan değer konulmuş. Yani bizim almamamız için bu fiyat konuldu. Bu yerler ile ilgili bilirkişi raporu çıkarttım. Bu alanın metrekaresi için bilirkişinin verdiği rakam, bin 500 lira. 2 ay önce mülk sahibinden alanın metrekaresini 500 liradan aldım. Ben gerçek sahiplerinden alanın metrekaresine 500 liraya yer alıyorum. Bilirkişiye gidiyorum bin 500 lira fiyat gösteriyor. Ama ne hikmetse Defterdarlık 3 bin 500 lira gibi uçuk bir fiyat söylüyor. Şu andaki durum hala bu şekilde.

“MELTEM PAZARINDA TIKANDIK”

Ve biz artık tıkandık. Bu fiyatla bu alanı alma gibi bir şansımız yok. Bizim alanımız, 295 metrekare. Defterdarlık kimseye sormadan bunu bize direk olarak satabilir. Dışardan birine satılamaz ancak ben hissedarım ve bana satılabilir. 2 bin 489 metrekarelik alanı satamam diyebilirler. Ki, burası çocuk bahçesiydi. Mesken alanına çevrildi. Şimdi burası mahkemelik oldu. Bu alan üzerinde dava olduğu için de bu alanı bana satamayacaklarını söylüyorlar.  Davayı açan zaten hazinenin kendisi. Meltem Pazarı’nda 600 tane pazarcı esnafı var. 60 tane Galerici esnafı da buradan yer aldı. Burada yüzlerce üretici var. Bu kişilerin mal aldığı komisyoncular da bu pazardan faydalanıyor. Pazarın, Türkiye’deki insanlara sağladığı istihdam çok önemli.

“KOMİSYON SIR GİBİ”

Meltem’de bulunan 200 metrekare yer, hazinenin olsa ne olur? Olmasa ne olur? Bu Pazar kalksa, bu kadar insanı sokağa atmış olacaksınız.  Devletimiz, bir fabrika kurmak için inanılmaz paralar harcıyor. İnanılmaz rakamlarla festivaller yapılıyor. Bir EXPO yaptılar, milyon dolarlar harcadılar. Orada, Meltem Pazarı’nda istihdam sağladığımız kişi kadar istihdam sağlanmıyor. Binlerce alanı ve milyonlarca parayı oraya göndüler. O kadar yeri harcıyorsun da 600 metrekare yerden 295 metrekaresini mi vermiyorsun? Bedava versinler demiyorum. Ama bu kadar fahiş fiyatla da verilmez. Anlamadığım şeyler var. Komisyonda kimlerin olduğu sır gibi saklanıyor. Fiyatın neye göre tespit edildiği de belli değil. Benim tek derdim, pazarcı esnafımın mağdur edilmemesi” ifadelerini kullandı.

 

 

 

“PAZARIMIZ FETÖ KURBANI” Haberine Yorum Yapınız