Başanın Öyküsü

“Antalya’nın Markaları” sayfamızın bu haftaki konuğu Güray  Parlak oldu. Antalya’nın ünlü yemek markalarından biri olan Parlak Restaurant’ın sahibi Güray Parlak, yıllardır devam eden sektör başarısını okuyucularımız için anlattı.

Y.Ö. : “Kendinizi tanıtır mısınız?”

G.P. : “Ankara’da 1965’de doğdum. Ailem Antalya’nın köklü ailelerindendir. İlk ve orta öğrenimimi Antalya’da tamamladım. İşletme fakültesi mezunuyum. Aynı zamanda Anadolu üniversitesinde 4. sınıf felsefe bölümü öğrencisiyim. Dondurulmuş hazır gıda üretimi yapan bir fabrikanın ortağı ve yönetim kurulu başkanıyım. Babam Mustafa Parlak, Antalya’nın ilk restaurant kurucularındandır. Babamın ölümünden sonra 1982 yılından sonra işin başına ben geçtim. Yap sat taahhüt işleriyle de ilgileniyorum. Kalbimiz her zaman Antalya’da yaklaşık 63 yıllık hizmet veren Parlak Restaurant da.”

Y.Ö. : “Parlak Restaurant nasıl kuruldu?

G.P. : “Babam Mustafa Parlak askere gitmeden önce kunduracılık yapıyormuş. Askerden geldikten sonra bu mesleği yapan amcamın yanında kısa bir süreliğine çalışmış. Sonra kendi yerini kurma kararı alıyor. Sonra 1954’te muhallebiciden burayı devralıyor. Annemin bileziklerini bozdurarak 3-5 masa ve sandalye alıyorlar. Bu işe köfte ve piyazla başlıyor. Tabi annemin babama çok büyük desteğini de unutmamak gerek. Daha sonra sulu yemekler, çorba çeşitleri, ızgaralar ve meze çeşitleri devreye giriyor. İlk aylar zorlansalar da daha sonra müşteriler oturacak yer bulamıyorlar.  Şu anda Türkiye’nin her yerinde gördüğünüz kömür de piliç. Rahmetli babamın icadıdır. Ve bütün Türkiye de yayılmıştır.”

Y.Ö. : “Marka olmak için nasıl çalışmalar yürüttünüz?”

G.P. : “Marka olmak çok meşakkatli ve zor bir şey. Çünkü marka olmak belli bir sabır ve çalışma ister. Çizginizi bozmadan ilk gün ne verdiyseniz her zaman aynı hizmeti vermek zorundasınız. Standarttan vazgeçmeden direkt olarak müşteriye yoğunlaşmak gerek. Siz ve işletmeniz var olduğunuz sürece onu geliştirerek yapmak zorundasınız. Bunu yaparsanız marka olursunuz zaten. Babam işi bana bıraktığından beri burayı nasıl geliştiririm, nasıl daha iyi yere getiririm diye uğraştım ve uğraşıyorum. Şükürler olsun bu günlerimize.”

Y.Ö. : “Bundan sonra ki planlarınız nelerdir?”

 G.P. : “Bundan sonra hedefimiz; bir yıl içerisinde Lara tarafında burası ile aynı konsepte bir Restaurant açmak. Şehir ikiye bölündü. Müşterilerimizin bazıları bize ulaşamıyorlar. Otopark gibi problemleri oluyor. Bizde daha iyi hizmet verebilmek için Lara’da kısa vadede bir yer açacağız. Müşterilerimiz geç kaldığımızı bile söylüyorlar. Biz hizmeti her zaman müşterimizin ayağına götürmek için çalışırız. Lara’ da bir yer açtıktan sonra duruma bakacağız. Eğer iyi olursa Konyaaltı’nda da açmayı düşünebiliriz.”

 

Y.Ö. : “Uzun soluklu başarınızın sırrı nedir?

G.P. : “ Öncelikle tedarik ettiğimiz bütün girdilerin kaliteli malzeme olmasına çok dikkat ediyoruz. Tabi bu malzemelerin ustaların ellerinde şekil alması önemli. Bir sırrı da çalışmalarımla aile ortamını burada yaratmamızdan kaynaklanmakta. Ben onları ailem gibi görüyorum. Onlarda buraya kendi yerleri gibi rahat geliyorlar. Ayrıca hizmet etmesini sevmeli ve işinizden de zevk almalısınız.”

Y.Ö. : “Restoranınızda nelere dikkat ediyorsunuz?”

G.P. : “Öncelikle bu meslekte dünya değişiyor. Her anlamda kendimizi yenilememiz gerekiyor. Eskiden menümüz farklıydı, şimdi daha da farklı. Sürekli kendimizi yenilememiz gerekiyor. Olmazsa olmazımızın biri de hijyen. Taze, günlük ürünler almak ve en güzelini müşterinin önüne koymak bunlar çok önemli.  63 yıldır asla ve kesinlikle birinci sınıf malzemeden başka bir malzeme girmedi dükkanımıza. Bence en önemlisi budur. 63 yıllık bu serüveni bunlar olmazsa sürdürmeniz imkânsız bir şey. Bunları yaparsanız marka değeri kazanabilirsiniz. Çünkü insanlar gelip bir bedel karşılığın da sizden hizmet istiyor. Dolayısıyla bunu bizim gibi marka olmuş yerlerin dikkat ettiği şey hijyen ve birinci kalitede ürün sunmaktır. Ayrıca biz müşteriye müşteri psikolojisi ile yaklaşıyoruz. Bir de müşterinin dikkat ettiği ilk şey karşılarında gülen bir yüz görmek. Buda bir diğer dikkat unsuru.”

Y.Ö. : “Çalışanlarda nelere dikkat ediyorsunuz?”

G.P. : “Şu anda 25- 26 tane personelimiz bulunmakta. Müşterilerimiz çok değişen yüz gördüğü zaman tedirgin olur. Bizde çalışanlarımızı kendimiz eğitiyoruz. Çalışanlarımız ile de bir aile gibiyiz. Bizimle çok uzun yıllar çalışan personellerimiz var. Aynı yüzleri gören müşterilerimiz de o sıcaklığı hissediyor.”

Y.Ö. : “Fastfood sizi nasıl etkiliyor”

G.P. : “Allah herkesin rızkını veriyor. Onlar genel olarak tavuk ve et döner yapıyorlar. Biz bambaşka bir menü ile hizmet veriyoruz. Herkes ekmeğini kazansın istiyoruz. Başka kulvarda gittiğimiz için kim ne yapıyorsa yapsın.”  

Y.Ö. : “Neden Parlak Restoran”

G.P. : “Biz çizgimizi hiç bozmadık. Çok eski müşterilerimiz var. İlk açıldığı gün nasıl bir strateji yaptıysak hala aynı şekilde devam ediyoruz. Güler yüzle ve katlanarak büyüyen bir lezzetimiz var. Öyle müşterilerimiz var ki, 30-40 yıllık müşterilerimiz. Ben restoranıma gelmiyorum ama her fırsatta restoranıma gelen müşterilerim oluyor. Bir aile ortamı yaratıldı. O sıcaklığı vermeye çalıştık ve verdiğimize inanıyorum. Antalyalılara büyük bir teşekkür borçluyuz. Bizi büyük bir marka haline getirdikleri için. Biz marka olduysak burada Antalya halkının büyük bir etkisi var. Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Sizin aracılığınız ile bütün Antalya halkına ve kamuoyuna teşekkürlerimizi sunarız. Biz gelen müşterilerimize müşteri demiyoruz misafirlerimiz var diyoruz.”