AFİFE JALE KİMDİR?

REKLAM ALANI
22.04.2018
2.102
A+
A-

27.03.2018

                             

 

 

Türkiye’nin en prestijli tiyatro ödüllerinden biridir herhalde Afife Jale ödülü. Afife Jale’nin sarsıcı hayatına beraber bir göz atalım. Afife Jale ilk Türk ve ilk Müslüman tiyatro oyuncusudur. 1902’de Kadıköy’de dünyaya gelen Afife, İstanbul Kız Sanayi Mektebinde okuyordu ancak gönlü, aklı hep tiyatrodaydı. O dönemde Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkmaları kesinlikle yasaktı. Buna rağmen Afife, 1918 yılında Şehir Tiyatrosu sınavına girer ve sınavı kazanır. Onunla beraber sınavı kazananlar başka kızlarda vardır ancak aralarından Afife ve Refika hariç bütün kızlar nasıl olsa sahneye çıkmamız imkansız düşüncesiyle vazgeçip bırakırlar. Afife ve Refika’da sahneye çıkamazlar ama Refika suflör, Afife de stajyer oyuncu olur. Böylelikle Refika da ilk Türk sahne arkasında çalışan kadın olur. Bir sene boyunca bütün provalara eksik katılan Afife inanılmaz bir azimle çalışır, hem de sahneye çıkamayacağını bile bile. 1920’de Hüseyin Suat’ın “Yamalar” oyunu sahneye konulacaktı fakat oyunda “Emel” rolünü canlandırması gereken Eliza Benemenciyan topluluğu bırakıp Paris’e gitti. Bunun üzerine başka çaresi kalmayınca Emel rolünü Afife ‘ye vermek zorunda kaldılar. Afife sahneye “Jale” takma adıyla çıkıyordu. Sahne adı buydu yani. Bir Müslüman kadının sahneye çıkması ciddi rahatsızlık yarattı tabi ki. Zaptiyeler uyarsa da Afife sahneye çıkmaya devam etti. Bir çok kez baskınla karşılaştılar. Bu baskınlarda Afife kah arka bahçeden kaçıyor, kah makine dairesinden kaçıyordu. Bu kovalamanın ardından bir gün sokakta zaptiyeler tarafından yakalanan Afife epey hırpalanmıştı. Hırpalanmanın gerekçesi de dinini, milletini hiçe saydığı düşünüldüğü içindi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi babası da böyle düşünüyor asla kızının tiyatrocu olmasını istemiyordu.Hatta kızını fahişelikle bile itham ediyordu.En son benim böyle bir kızım yok noktasına kadar gelince bu iş, Afife evini terk etmek zorunda kaldı. Bütün bunlar zordu elbet ama öyle tutkuluydu ki tiyatroya asla vazgeçmiyordu. Asıl darbe o zaman geldi. Baskılara dayanamayan Şehir Tiyatrosu Afife’nin işine son verdi. Artık tiyatrosuz, evsiz ve beş parasızdı. O dönem şiddetli baş ağrıları vardı ve bunlarla baş edemiyordu. Üzerine yıkılmış hayatı da eklenince hayatının bu enkazın hap ve uyuşturucularla kaldırmaya çalıştı. Suriyeli bir eczacıya aşık oldu. Bu genç adam Afife’ye morfin enjekte ediyordu. Kısacası Afife hayatının en büyük hatasını yapmıştı, artık o bir morfinmandı. Birkaç yıl sonra Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile Anadolu’ya turneye çıktı daha sonra ise yeni tiyatro topluluklarıyla Kadıköy’de oynadı. Hatta çeşitli kentlerde bile oyunlar sergiledi.

İŞLER DEĞİŞTİ

Zaten tarihler 1923’ü gösterdiğinde işle değişmişti. Atatürk gelmiş, Cumhuriyet ilan edilmişti. Bırakın sahne yasağının kalkmasını Atatürk bizzat Türk kadınının sahneye çıkmasını emretmişti. Ancak tezatlık bu ya.Afife’nin sağlığı ciddi oranda bozulmuştu ve bu sebeplerle tiyatroyu bırakmak zorunda kalmıştı ki bu onu iyice illerden çıkarıyordu. 1928’de bir gün arkadaşıyla Hafız Burhan’ın konserine gitti, sanatçının tamburcusu ilgisini çekti. Tanıştılar adam vuruldu kıza. Bu adam Selahattin Pınar’dı. Afife’ye ölümsüz besteler yaptı. “Nereden Sevdim O Zalim Kadını” , “Huysuz Ve Tatlı Kadın” bunlardan bazılarıydı.1929’da evlendiler. Mükemmel ve aşk dolu 3 sene geçirdiler, çok mutlulardı, öyle gözüküyordu. Bir gün anahtar deliğinden baktı Selahattin ve koluna morfin enjekte eden karısını gördü. Yıkıldı. Afife morfin elde edebilmek için Suriyeli eczacıyla beraber olmuştu. Afife bağımlıydı ve battıkça batıyordu. Ama, Selahattin öfkeden çok karısı için üzülüyordu onu kurtarmaya çalıştı, olmadı. Zamanla o da kendini kaybetmeye başladı. Afife yalvardı terk et beni diye, yoksa sen de mahvolacaksın. 6 ay sonra boşandılar. Asıl acılar buradan sonra başlıyordu. Afife iyice batağına düşmüştü bu illetin ve sefaletin. Parklarda yatar, aşevlerinden karnını doyurur olmuştu. Taş plaktan eski kocasının kendisine yazdığı şarkıları dinliyor büsbütün kahroluyordu. Afife Jale bu zor hayatın finalini akıl ve sinir hastanesinde yapar. 24 Temmuz 1941 tarihinde 39 yaşında burada bir deri bir kemik halde hayata veda etti. Cenazesine yalnızca 4 kişi katıldı. Eski kocası perişan oldu onun ardından ve ölene kadar onu unutmadı…

Müjde Ar ve Tarık Tarcan’ın baş rollerini üstlendiği “Afife Jale” filmi ile sanatçının hayatı beyaz perdeye de aktarılmıştır. Bu yazıyı okuyanların bir kısmı sadece uyuşturucu bağımlılığından ve erkeklerle olan beraberliğini ayıplayacak, hak etmiş diyecekler belki de. Ben öyle görmüyorum. Ben büyük bir azim ve tutku görüyorum. İdeallerinin peşinden koşmayı görüyorum. Kim ta küçüklüğünden ne olacağını biliyordu? Ben bu konuda şanssız olanlardanım. Bu yüzden benim için bu tutku çok değerli. Hayatında yanlış yollara sapmış, kötü seçimler yapmış keşke yapmasaymış. Ama hayat işte böyle sevabıyla da günahıyla da bir bütün. Günahı onundur, sevapları bize feyizdir. Tutkularınızı bulmanız ve peşinden koşmanız dileğiyle…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.