“BAŞKALARININ DERDİ”

22.02.2021
86
A+
A-

Hepimizin ayrı ayrı yoğunlukları var. Biz bu yoğunluklarla uğraşırken, çoğu zaman kafamızı kaldırıp etrafımıza bile bakmıyoruz. Belki de çoğu zaman yardıma ihtiyacı olanları bile kendi yoğunluğumuzdan dolayı göremiyoruz. Aslında kafamızı bir kaldırsak, belki de çoğu kişiye yardımımız dokunacak. Ben bunları düşünürken tesadüfen Anton Çehov’un bir hikayesine denk geldim. Size bunu anlatmak isterim. Hukuk fakültesini yeni bitiren Kovalev”le genç karısı arabaya binip yola düştüklerinde saat daha sabahın altısı bile olmamıştı. Köye gidiyorlardı. Ömürlerinde hiç erken kalkmamışlardı ve şimdi durgun bir yaz sabahının güzelliği, ancak masallarda karşılaşılabilecek olağanüstü hoş bir şeymiş gibi geliyordu onlara. Yeşillerle bezenmiş, elmas çiğ tanecikleriyle kaplı toprağın göze hoş gelen, mutlu bir görünümü vardı. Güneş ışınları, parlak gölgeler yaparak ormanın koyuluğunda uzanıyor, pırıl pırıl nehirde titreşiyorlardı. Olağanüstü mavi ve berrak havada öyle bir tazelik vardı ki, sanki doğa, banyodan çıkmış da daha bir genç ve sağlıklı olmuştu. Sonraları kendilerinin de söyledikleri gibi, bu sabah Kovalev’lerin … hayatlarının, en mutlu sabahı olmuştu. Hiç susmadan gevezelik ediyor, şarkı söylüyor, nedensiz yere kahkahalar atıyorlardı. Sonunda çocukluğu öylesine ileri götürdüler ki, arabacıdan bile utandılar. Mutluluk yalnız o anda ‘değil, gelecek yaşantılarında da gülümsüyordu onlara: evlenmeye karar verdikleri günden beri hayal ettikleri çiftliği, küçücük şirin çiftliklerini görmeye gidiyorlardı. Gelecek, ikisine de parlak umutlar vermekteydi. Erkeğe, toprakla uğraşı, bilimsel tarım çalışmaları, el emeğinin karşılığını görmek, kitaplarda okuduğu, dinlediği onca mutluluklar göz kırpıyordu. Kadınınsa işin romantik yanı başını döndürüyordu: yarı karanlık park yollarında kol kola dolaşmalar, oltayla balık avlamak, hoş kokulu geceler. Gülüp oynarken on sekiz saat yolun nasıl bittiğini fark etmediler bile. Görmeye gittikleri yedinci dereceden Mihaylov’un çiftliği, derenin dik yamacında, genişçe bir kayın ormanının içine gizlenmişti. Yapıların arkasında bir köpek havladı, kedinin kuyruğuna basıldığında çıkardığı sesi andıran bir çığlık işitildi. Avludaki huzursuzluk, kısa zamanda, iki yanı ağaçlık yollarda sakin sakin dolaşan tavuklara, kazlara, hindilere de geçti. Uşağa benzeyen kısa boylu bir adam, mutfaktan çıkıp Kovalev’lere bir baktıktan sonra, yolda ceketini giymeye çalışarak eve koştu. Kovalev’ler, Mihaylov’lardan boşalan çiftliğe geldiklerinde Veroçka’nın gözüne ilk çarpan şunlar oldu: Çocuk eliyle yazıldığı belli ders notları, başı kopmuş bir oyuncak bebek, yerdeki ekmek kırıntılarını gagalayan bir arı kuşu ve duvarda tebeşirle ‘Pis Nataşa’ yazısı… Başkalarının derdini unutabilmek için çok şeyi boyamak, değiştirmek ya da kırmak gerekecekti. İşte böyle aslında hikaye daha uzun ancak ben özetlemek istedim. Buradan ne sonuç çıkaracağınız ise size kalmış.

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
6 Mart 2021
4 Mart 2021
25 Şubat 2021
18 Şubat 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.