HAYAT

REKLAM ALANI
22.04.2018
311
A+
A-

17.10.2017

Kırk üç yıl ol­muş­tu ev­le­ne­li. Daha bir gün bir de­di­ği­mi iki et­me­miş­ti. Bu ani­den beni bir ba­şı­ma koca evde yanız bı­ra­kıp git­me­si­ni say­maz­sak bir ömürü bir­lik­te ge­çir­miş­tik. So­nun­da hiç bek­len­me­dik bir anda beni yal­nız bı­ra­kıp git­me­si­ne bir anlam ve­re­me­miş­tim.

O gi­din­ce içim­de bir yer­ler­de kötü bir şey­ler oldu; ta­ri­fi müm­kün ol­ma­yan acı bir şey­ler… İçimde bir yer­ler dur­ma­dan ka­na­ma­ya baş­la­mış­tı, el­le­rim ka­ran­lık­ta sağır ve dil­siz bir bi­çim­de onu arı­yor, ka­fa­mı du­var­la­ra çar­pı­yor­dum, ça­re­siz­lik­ten…

Ka­pı­la­rı pen­ce­re­le­ri ko­ku­su kaç­ma­sın dı­şa­rı diye iyice ka­pa­mış­tım. İzleri kay­bol­ma­sın diye el­le­ri­mi yı­ka­ma­dım bir süre… Onun sı­ca­ğı­nı his­se­de­bil­mek için yor­ga­nın al­tı­na sak­lan­dım, uzun uzun sabit bir nok­ta­ya bak­tım. Ses­siz çığ­lık­la­ra gö­mü­lü­yor, içim bur­ku­lu­yor, kendi göz ya­şım­da bo­ğu­lu­yor­dum. Uzun bir süre yü­re­ği­min atı­şı­nı duy­ma­dım, kendi var­lı­ğı­mı his­se­de­mez hale gel­miş­tim. Za­ma­nı bir gün ön­ce­ye çek­mek ve dur­dur­mak is­ti­yor, nefes al­ma­dan, ko­nuş­ma­dan, bir adım öteye kı­pır­da­ma­dan yat­mak, sa­de­ce yat­mak is­ti­yor­dum. Ya­nak­la­rım­dan yaş­lar dur­ma­dan sü­zü­lü­yor. Yaş­la­rın akı­şı­nı iz­le­mek,ay­lar­ca öy­le­ce kal­mak is­ti­yor­dum.

Be­de­ni­ni ol­du­ğu yerde bı­ra­kıp, çekip git­miş­ti, ar­dın­dan benim de ruhum git­mek is­ti­yor­du ama be­de­nim bı­rak­mı­yor­du. Ne bir adım atmak, ne de dı­şa­rı çık­mak is­ti­yor­dum, onun ba­şu­cun­da mıh­lan­mış kal­mış­tım…

Göz­le­ri­ni ka­pa­dı­ğın­da ha­ya­li oda­nın için­de ora­dan oraya uzun bir süre uçup durdu, onun­la ko­nu­şa­bi­li­yor­dum. Onun adını her fı­sıl­da­dı­ğım­da sü­rek­li oda­nın için­de fır dö­nü­yor, bana bir şey­ler demek is­ti­yor, ko­nu­şa­mı­yor­du, acı­na­cak hal­dey­di, bu hali yü­re­ği­mi par­ça­lı­yor­du. Oda­nın ol­ma­dık yer­le­ri­ne, du­var­la­ra, ha­lı­la­ra, yemek yenen ta­bak­la­ra, pen­ce­re­nin cam­la­rı­na re­sim­ler çi­zi­yor. Bana son kez bir şey­ler demek is­ti­yor­du bes­bel­li; an­la­ya­mı­yor­dum. Benim kav­ra­ya­ma­dı­ğı­mı gör­dük­çe si­nir­le­ni­yor, küp­le­re bi­ni­yor­du, bu ha­li­ni hiç gör­me­miş­tim, beni şa­şır­tı­yor­du…

İçime, o za­ma­na kadar ta­nı­ma­dı­ğım, acı­lar gelip çö­rek­le­ni­yor, yürek atış­la­rım ağır­la­şı­yor, ci­ğer­le­ri­me çek­ti­ğim her ne­fes­te onun ko­ku­su­nu alı­yor, bak­tı­ğım her yerde onu gö­rü­yor ve ye­di­ğim her şeyde onu ta­dı­yor­dum.. .

Uyu­mak is­ti­yor­dum, uyu­ya­mı­yor­dum; sonra düş­le­rim­de onun­la ko­nuş­mak için uyu­yup ka­lı­yor­dum.

Ara­dan bir kaç gün geç­miş­ti. Uy­ku­mun için­de bir­den ka­pı­nın tak tak vu­rul­du­ğu­nu duy­dum. “Lüt­fen, ka­pı­yı açın!” ses­le­ri ge­li­yor­du. Bi­li­yor­dum ka­pı­yı açsam evin için­de­ki onun ko­ku­su da­ğı­la­cak, ruhu kaçıp gi­decek ve be­de­ni­ni ben­den alıp top­ra­ğın al­tı­na ko­ya­cak­lar­dı. Aç­ma­dım. Ses­ler git­tik­çe ço­ğa­lı­yor, ka­pı­ya inen tokat ses­le­ri ar­tı­yor­du. Hayır aç­ma­ya­cak­tım…

Kapı açıl­dı­ğın­da ken­dim­den geç­miş­tim, ölü gi­biy­dim. Evin için­de­ki sev­gi­li­min ko­ku­su da­ğıl­mış. Ruhu ka­la­ba­lı­ğın gü­rül­tü­sü­ne da­ya­na­mış kaç­mış git­miş­ti. Or­ta­lık­ta yatan onun can­sız be­de­niy­di. Be­le­di­ye­den gelen gö­rev­li­ler onun o can­sız be­de­ni­ni al­dı­lar bir ta­bu­ta koy­du­lar. Ben yır­tı­nı­yor, ça­ba­lı­yor; ko­ku­su­nu ve ru­hu­nu elim­den ka­çır­mış­tım, hiç ol­maz­sa be­de­ni bana kal­ma­lıy­dı. Kom­şu­lar bana mani oldu, gö­rev­li­ler al­dı­lar onu gö­tür­dü­ler.

Kom­şu­la­ra olan­la­rı bi­ten­le­ri tek tek üşen­me­den an­lan­tım. Onun beni ter­ket­me­mek için nasıl çaba har­ca­dı­ğı­nı, oda­nın için­de nasıl kıv­ran­dı­ğı­nı, nasıl re­sim­ler çiz­di­ği­ni bir bir an­lat­tım. An­la­mak is­te­mi­yor­lar­dı. Ku­ra­lın böyle ol­du­ğu­nu, mev­ta­la­rın nasıl bir an önce top­ra­ğa ka­vuş­mak is­te­dik­le­ri­ni, be­nim­se orada onu is­te­di­ğim zaman zi­ya­ret ede­bi­le­ce­ği­mi bana öğ­ret­ti­ler. Ni­ha­ye­tin­de me­de­ni in­san­lar­dık. Her şeyin bir ka­nu­nu, ku­ra­lı, yö­net­men­li­ği vardı. Bun­la­ra uy­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni daha okul sı­ra­la­rın­da bize öğ­ret­miş­ler­di. Ka­bul­len­dim. Konu komşu bir gün sonra top­lan­dık. Büyük bir çukur ka­zıl­mış­tı oraya ya­tır­dık. Öğ­ren­ci­le­ri çi­çek­ler ge­tir­miş­ler­di üs­tü­ne koy­du­lar, sonra top­rak­lar at­tı­lar. Tek­rar çi­çek­ler koy­du­lar, tek­rar top­rak­lar at­tı­lar. Ho­ca­nın oku­du­ğu du­alar eş­li­ğin­de öbür dün­ya­ya uğur­la­dık. Artık hiç gel­me­yecek diye çok kork­muş­tum. Da­ya­na­mı­yor­dum. Dayak yemiş gibi her yer­le­rim ağ­rı­yor­du. Be­le­di­ye yi­ye­cek­ler, içe­cek­ler gön­der­miş­ti. Ye­nil­di, içil­di, kom­şu­la­rım geç saate kadar beni yal­nız bı­rak­ma­dı­lar. Her­kes evine git­tik­ten sonra, do­lap­tan bütün el­bi­se­le­ri­ni çı­kar­dım, ya­ta­ğın üs­tü­ne ser­dim. Ken­di­mi kal­dır­dım on­la­rın üs­tü­ne attım. Onun ko­ku­suy­la ve ha­tı­ra­la­rıy­la sar­maş dolaş yat­tık. Sız­mış kal­mı­şım.

Sabah uyan­dı­ğım­da gün ağar­mak üze­rey­di. Kalk­tım me­zar­lı­ğa git­tim. Öm­rü­müz­de ayrı ge­çir­di­ği­miz ilk ge­cey­di. O ben­siz ede­mez­di, bi­li­yor­dum. Onu yal­nız bı­rak­ma­ma­lıy­dım. Nasıl bir hata etmiş onu bütün gece yal­nız bı­rak­mış­tım.

Me­zar­lı­ğa var­dım. Top­rak­la­rı üze­ri­ne ka­pan­dım, yal­nız bı­rak­tı­ğım için özür di­le­ye­ce­ğim, bir türlü ko­nu­şa­mı­yo­rum. Göz­le­rim­den yaş­lar yağ­mur gibi haşır haşır bo­şa­lı­yor, bir hıç­kı­rı­yo­rum, bir hıç­kı­rı­yo­rum… Vü­cu­dum­da­ki bütün or­gan­lar tir tir tit­ri­yor, bir türlü top­la­na­mı­yo­rum. O pe­ri­şan ha­li­mi gör­müş, bel­li­ki da­ya­na­ma­mış­tı. Nasıl etti bil­mi­yo­rum. O kadar top­ra­ğın al­tın­dan ben far­kı­na var­ma­dan çık­mış. Elim­den tuttu kal­dır­dı. “Bak ağ­la­ma ben bu­ra­da­yım. Seni hiç yal­nız bı­ra­kır­mı­yım” dedi. Bir taşın ba­şı­na yan yana otur­duk.

Uzun uzun her­şe­yi ko­nuş­tuk. Artık çok ih­ti­yar­la­dı­ğı­nı, çok yo­rul­du­ğu­nu, beni yal­nız bı­rak­ma­mak, ha­ya­ta tu­tun­mak için nasıl ız­dı­rap­lar çek­ti­ği­ni ve din­len­me­si ge­rek­ti­ği­ni bana uzun uzun an­lat­tı. İlk ta­nış­tı­ğı­mız günde ol­du­ğu gibi “Hadi seni evine bı­ra­yım. Yo­rul­dun, biraz din­len!.” dedi. Sonra o eski gün­ler­de ol­du­ğu gibi yine el ele tu­tuş­tuk evi­mi­ze kadar gel­dik. Evi­mi­ze gi­re­me­ye­ce­ği­ni söy­le­di­ğin­de şa­şır­mış­tım.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.