İKİ MİTİNGİN ARDINDAN

Önümüzdeki 24 Haziran’da ülke genelinde olduğu gibi Antalya’da da iddialı partilerin mitinglerini izledik. İYİ Parti’nin mitingi Konyaaltı’ndaydı. Ak Parti ve CHP’nin mitinglerinin aynı yerde (Kepez Turgut Özal Spor Salonu önündeki yolda) olması karşılaştırma olanağı sağladı. Ak Parti ile birlikte Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce aynı yere kurulan sahneden Antalyalılara seslendiler.

Bizim mesleğin fıtratında bayram, seyran olmadığı için Ak Parti’nin bayramın ikinci günü yapılan mitingi için Serik’ten kalkıp geldik. Gelirken zaman zaman Ak Partililerin konvoyları ile birlikte trafikte seyrettik. “Tüm belediye çalışanlarının katılması zorunlu tutuldu” şeklinde söylentiler dolaşmasına rağmen ahım şahım bir konvoy değildi.

Öncelikle bir konunun altını çizmek gerekiyor. Kepez’deki miting alanı, gerek ulaşım gerekse fiziki durumu itibari ile bu tür etkinlikler için çok uygun değil.  Miting yapılan alanın bitişiğinde devam eden park çalışması yüzünden etraf bariyerlerle kapatıldığı için giriş çıkışlar işkence haline gelmiş durumda.

Gelelim mitinglerin karşılaştırmalı değerlendirilmesine…

İlk benzerlik sıkı güvenlik önlemleri idi. Polis çift arama noktası kurarak katılımcıları alana aldı. Sprey, çakmaklara el konuldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinginde ek olarak çok sayıda Cumhurbaşkanlığı korumaları ile havada dönüp duran helikopterler vardı. Muharrem İnce’nin mitingindeki ek güvenlik önlemi polisin kalemleri de toplamasıydı. Mesleki gerecimiz olan kalemimizi bizi tanıyan, anlayış gösteren polis memuru sayesinde kurtarabildik.

Daha iyi gözlem yapabilmek için miting alanının aynı noktasında durmaya çalıştık. Ama bu pek mümkün olmadı. Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinginde rahatça not alıp izlediğimiz sakin nokta (Yeşilırmak Caddesi tarafındaki girişe yakın bölge), Muharrem İnce’nin mitinginde doldu. Kalabalık bizi daha geriye itti. Bu şekilde kapıya yakın bir yere kadar geldik. Bu kez de ses ve görüntü sorunu çıktı. Erdoğan’ın mitinginde alanın, kürsüye uzak bölgelerindeki ekranlarla, ses düzeni mükemmel çalışıyordu.

İnce’nin mitinginde ise ekranlardaki görüntüler hiç yoktu. Ses anlaşılmıyordu. Kalabalık yüzünden sahneyi, konuşan İnce’yi görmek zordu. Bu yüzden cep telefonları ile internete bağlanarak duymaya çalışanlar vardı. CHP il yöneticilerine mesaj gönderip durumu anlatanlar oldu. Bizde yandan kalabalığı yara yara ön tarafa gelip Muharrem İnce’nin konuşmalarını duyabildik.

Partilerin yetkilileri mitinglerine katılım konusunda bizden farklı düşünüyorlar. Alandaki yoğunluğu değerlendirip Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingine katılımı 20 bin civarında gözlemledik. Bu sayıya ulaşırken bizi tanıyan sade Ak Partililerin görüşlerini de aldık. Onlar arasında sayının 10 bini bile bulmadığını söyleyenler oldu. Hepsinin ortak görüşü coşkulu havanın olmaması, Erdoğan konuşmaya başlarken ayrılmaların başlamasıydı.

CHP’nin mitinginde bizi tanıyanlar afaki rakamlar ortaya attılar. 80 binden, 100 bizden söz edenler oldu. Ama bizim tahminimiz (yoğunluğu da göze alarak) 40 bin civarı oldu. Coşku açısından İnce’nin mitingi oldukça canlıydı. Bir farkta Erdoğan’ın mitingine parti teşkilatı ve belediye olanakları ile toplu katılımın daha fazla olması, İnce’nin mitingine katılanların önemli kısmının kendi olanakları ile gelmesiydi.

Geçen yılki Ak Parti’nin mitinglerini izlerken bizim memleketten (Serik, Gebiz’in dağ köyleri) gelenlerle selamlaşır sohbet ederdik. Bu kez onları göremedim. Araştırdığımda gelmediklerini öğrendim. CHP’nin mitingine aynı yörelerden gelen tanıdıklar vardı. Nasıl geldiklerini sorduğumda, parti örgütünün kendileri ile ilgilenmediğini, ortak minibüs kiraladıklarını öğrendim.

Asıl fark sanki bu noktada yatıyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest