KIRKGÖZ’DE KORKUTAN UYARISI

KIRKGÖZ’DE KORKUTAN UYARISI
REKLAM ALANI
06.09.2020
283
A+
A-

Jeofizik Mühendisi Atakan Yüklü, kentin en önemli su kaynağı Kırkgöz Gölü’nün sanayileşme, tarımsal ilaçlar ve kaçak sondajların tehdidi altında olduğunu söyledi. Yüklü, “Başka alternatifimiz kalmadı” dedi

Türkiye’nin en büyük doğal mağarası Karain’de 500 bin yıl önce yaşayanların su ihtiyacını karşılayan, bugün de Antalya’nın en önemli su kaynaklarının başında gelen Kırkgöz Gölü, insanlık tarihinin kullanılan en eski su kaynaklarından biri olarak biliniyor. Kırkgöz Gölü gerek doğal güzelliği gerek içinden geçtiği Döşemealtı ilçesinin tarımına hayat vermesi bakımından büyük önem arz ediyor. Antalya Kepez Elektrik Santrali’nde enerji üretiminin can damarı konumunda yer alan göl, ayrıca önemli bir su kaynağı olması yönüyle de dikkati çekiyor. Ancak Kırkgöz Gölü, sanayileşme, tarımsal ilaçlar ve kaçak sondajların tehdidi altında. Göl, hem su seviyesinde azalma, hem de kirlilik tehdidi yaşıyor. Önceki yıllarda nilüferlerin görsel şölen oluşturduğu gölün yüzeyi, şimdilerde poşet, şişeler, su bidonları, bardak gibi çöp yığınları ile kaplanmış durumda. Antalya’nın su deposu olarak bilinen Kırkgöz Gölü’nün su seviyesinde de geçen yıllara göre kaçak sondajlardan kaynaklı azalma olduğu görüldü.

‘BİRÇOĞU YA KURUDU YA KÜÇÜLDÜ’

Jeofizik Mühendisi Atakan Yüklü, dünyada yokluğu halinde yaşamın son bulacağı maddenin telefon ya da tablet değil, su olduğunu söyledi. Atakan Yüklü, “Bizim yaş grubumuzdakiler çok iyi bilir, coğrafyayı elektronik şartlar altında değil, kuşe kağıdına basılı atlaslardan öğrenirdik. Çocuklarımızla birlikte en yakın su birikintisine, göle, akarsuya gittiğimiz zaman onların yerinde olmadığını kuruduğunu, birçoğunun da küçüldüğünü ufaldığını görüyoruz” dedi. Pandemi döneminde kendilerini karşılayan en büyük tehlikenin vahşice su tüketimi olduğunu söyleyen Atakan Yüklü, “‘Bunun faturasını ben ödüyorum nasıl olsa, kimse karışamaz’ deme lüksümüz yok. Çünkü bize bu hizmeti sağlayan idare, kurum bu suyu herhangi bir yerden satın alıp vermiyor. Bunu bize doğa veriyor. Kırkgözler kaynağının sadece Türkiye için değil, uluslararası önemi olması gerekiyor. Hemen yakınında Karain Mağarası var. Arkeoloji biliminin söylediğine göre Karain Mağarası’ndaki yaşam 500 bin yıl öncesine tarihleniyor. 500 bin yıl öncesinden bu zamana kadar insanlar bu tatlı su kaynağını kullanıyor” diye konuştu.

‘ANTALYA’YI TERK ETMEMİZ GEREKİR’

Kaynağın korunması gerektiğinin altını çizen Atakan Yüklü, “Çevresini elbette çöp atıklarından korumamız gerekiyor, fazla yaklaşmamamız gerekiyor. Çöplerimizi yakınına veya içine atmamamız gerekiyor. Bu havzanın 70-80 kilometrelik bir alanı var. Bu kadar büyük alan demek Korkuteli’ndeki, Bucak’taki eriyen kar tanesinin bu havzanın yer altı suyuna karışması demek. Bu havzadaki yer altı suyunun da 100 yıl mertebesinde kaldığı söyleniyor. O zaman şunu söyleyebiliriz. Bir kimyasal bulaşma anında burayı bir su deposunu boşaltma gibi şansımız olmadığı için 100 yıl beklememiz gerekiyor. Antalya’yı terk etmemiz gerekir. Çünkü çevrede irili ufaklı birçok sanayi tesisi var, kimyasal işlem yapan tesisler, hayvansal ve tarımsal işlem yapan tesisler var” diye konuştu. Adem AKALAN/ (DHA)

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.