SARA?NIN HİKAYESİ

REKLAM ALANI
22.04.2018
1.702
A+
A-

02.03.2018

 

Sara Aaran­son, Os­man­lı Ya­hu­di­si ola­rak Yafa şehri ya­kın­la­rın­da Yit­ron Ya­akov’da ya­şı­yor­du. Ağa­be­yi Aaron ile bir­lik­te 1914 yı­lın­da NILI adın­da­ki Ya­hu­di ca­sus­luk ör­gü­tü­nü kur­du­lar.

Os­man­lı Or­du­su­nun I. Dünya Sa­va­şın­da Fi­lis­tin cep­he­sin­de ağır bir yenil gi ala­rak boz­gun ya­şan­ma­sın­da Ya­hu­di asıl­lı casus Sara Aaran­son’un İngil­te­re he­sa­bı­na ca­sus­luk yap­ma­sı­nın büyük önemi vardı.

Ha­ya­tı­nın ba­ha­rın­da ol­ma­sı­na al­dır­ma­dan ba­kış­la­rı­nı kar­şı­ya dikti. Kısa bir süre için durdu. Ve yü­zün­de par­la­yan flaş ışık­la­rı onun çeh­re­si­ni fo­toğ­ra­fa yan­sıt­tı. Saç­la­rı kısa ke­sil­miş­ti. Boy­nu­nu da örten beyaz göm­le­ği­nin çiz­gi­le­ri göbek hi­za­sın­da giy­di­ği manto ile ta­mam­la­nı­yor­du. Fo­toğ­ra­fı çeken gö­rev­li port­re­nin alt kıs­mı­na FO Box 10521-Tal­la­has­see FL-0521 ya­zı­sı­nın üze­ri­ne reh­mann P 156 yaz­mış­tı. Bu gö­rün­tü as­lın­da FO ola­rak kod­la­nan İngil­te­re Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı Ar­şi­vin­de­ki İstih­ba­rat dos­ya­la­rı için­de onun­la il­gi­li çok gizli bil­gi­le­rin yer al­dı­ğı dos­ya­nın için­de­ki kod nu­ma­ra­sı idi. Fo­toğ­raf­ta­ki ka­dı­nın ismi de SARA AARAN­SON ola­rak ya­zıl­mış­tı. İngil­te­re’nin I. Dünya Sa­va­şı es­na­sın­da Fi­lis­tin as­ke­ri ope­ras­yon­la­rın­da çok önem­li gö­re­vi ye­ri­ne ge­ti­ren kadın ele­ma­nı… Bir başka ifade ile İngil­te­re he­sa­bı­na ça­lı­şan Ya­hu­di NİLİ ca­sus­luk ör­gü­tü­nün li­de­ri idi. Düş­man ola­rak gö­rü­len Türk as­ke­ri­nin kont­ro­lün­de­ki Ara­bis­tan top­rak­la­rı­nın Fi­lis­tin, Kudüs, Su­ri­ye bö­lü­mün­de­ki olay­lar ile il­gi­li bil­gi­le­ri der­le­mek­le gö­rev­li idi

Her­ke­sin bir hi­ka­ye­si var söz­le­rin­de­ki dü­şün­ce­yi doğ­ru­lar­ca­sı­na onun hak­kın­da bi­li­nen­ler­de yakın za­ma­na kadar bir sır ola­rak sak­lan­dı. Aile­si 1880’li yıl­la­rın baş­la­rın­da Ro­man­ya’dan göç ede­rek Os­man­lı’ya bağlı Fi­lis­tin top­rak­la­rı­nın ku­ze­yin­de­ki Ak­de­niz’e de yakın Zich­ron Ya­akov’a yer­leş­miş­ti. Yer­le­şim es­na­sın­da Av­ru­pa’nın en zen­gin Ya­hu­di aile­si Rotsc­hild’dan maddi yar­dım al­mış­lar­dı. Her ne kadar Os­man­lı Pa­di­şa­hı Ab­dül­ha­mit, Fi­lis­tin ve Kudüs San­ca­ğı yö­re­si­ne Ya­hu­di gö­çü­nü ya­sak­la­mış ol­ma­sı­na rağ­men. Bah­çe­li ve taş yapı vil­la­yı an­dı­rır güzel bir ev­le­ri vardı. Kar­de­şi Aaron Fi­lis­tin top­rak­la­rın­da ya­şa­yan ünlü bir bo­ta­nik uz­ma­nı idi. Veya öyle gö­rü­nü­yor­du. Çöl top­ra­ğın­da veya vadi ara­la­rın­da sulak ara­zi­ler­de tarım ya­pıl­ma­sı, bitki çe­şit­le­ri üze­ri­ne araş­tır­ma­lar ya­pı­yor­du.

Os­man­lı Dev­le­ti’nin I. Dünya Sa­va­şı­na gir­me­si ile bir­lik­te şart­lar bir­den­bi­re de­ğiş­ti. Ça­nak­ka­le sa­va­şı tam bir he­sap­laş­ma idi, Os­man­lı ile­ca­sus­sa­ra İngil­te­re ara­sın­da. 

İngil­te­re ve ona bağlı ANZAC güç­le­ri Ki­lid­ba­hir sal­dı­rı­la­rın­da ba­şa­rı­lı ola­ma­mış­lar­dı. Ama şimdi hem İngil­te­re ve hem de müt­te­fik ko­num­da­ki Fran­sa göz­le­ri­ni Ara­bis­tan top­rak­la­rı­na çe­vir­miş­ler­di. Os­man­lı’nın zayıf karnı bu­ra­da idi. Epey­dir yö­re­de­ki Arap ka­bi­le re­is­le­ri­nin çoğu para ile satın alın­mış, el al­tın­dan Os­man­lı’ya isyan et­me­ye hazır bir du­rum­da idi­ler. Her ne kadar Os­man­lı’nın Şam’dan Hicaz’a (Me­di­ne­ye) kadar uza­nan de­mir­yo­lu hattı bu­lun­sa ve yüz­yıl­lar­dan beri de böl­ge­yi yö­net­se de hal­kın re­is­le­ri ile bü­tün­le­şe­me­di­ği için dış mü­da­ha­le ve savaş or­ta­mın­da işi bir hayli zordu. Os­man­lı’nın yö­re­de­ki lo­jis­tik, ha­ber­leş­me ve ula­şım im­kan­la­rı da sı­nır­lı idi. Ama ne olur­sa olsun Türk as­ker­le­ri büyük bedel öden­se de Hicaz böl­ge­si ve Kudüs’ü ko­ru­mak­ta idi.

Cemal Paşa ku­man­da­sın­da­ki Os­man­lı IV. Or­du­su, mer­ke­zi Şam’da ko­nuş­lan­mış, Yemen’den Sina Ya­rı­ma­da­sı ve Fi­lis­tin’e, Bağ­dat’a kadar geniş bir alana asker sevki ya­pı­yor­du. İngi­liz­le­rin Asya’dan Ak­de­niz’e ula­şan st­ra­te­jik ula­şım mer­ke­zi Mısır ve Sü­veyş’e ya­pı­la­cak ba­şa­rı­lı bir sal­dı­rı ile düş­ma­nın güç du­rum­da ka­la­ca­ğı he­sap­la­nı­yor­du.

Os­man­lı’nın Sü­veyş kanal ha­re­ka­tı 1915 yılı Ocak ayı için­de baş­la­mış, kanal üze­ri­ne sey­yar köprü kurma ve kar­şı­ya geçme ça­lış­ma­sı he­zi­met­le so­nuç­lan­mış­tı. 24 Tem­muz 1916 yı­lı­na ge­lin­di­ğin­de Os­man­lı or­du­su Sina yarım ada­sı­nı bo­şal­ta­rak Fi­lis­tin’in güney ucun­da­ki el-Ariş’e çe­kil­miş­ti. Çadır kamp­lar ku­rul­muş, Şam ve Halep’ten de­vam­lı yar­dım alı­nı­yor­du. Os­man­lı or­du­su için­de Avus­tur­ya­lı as­ker­ler de vardı. Önem­li ku­man­dan­lık gö­rev­le­rin­de Al­man­lar da bu­lu­nu­yor­du.

1917 yılı için­de Os­man­lı or­du­su Gazze –Bi­rüs­se­bi hat­tı­nı tut­ma­ya karar verdi. İngi­liz­le­rin iki kez Gazze üze­ri­ne yü­rü­me­si dur­du­rul­du. Düş­ma­na ağır ka­yıp­lar ver­di­ril­di. Ancak 1917 yılı Eylül ayı için­de Gazze sa­hil­le­ri­ne yak­la­şan İngi­liz savaş ge­mi­le­ri ağır si­lah­la­rın tak­vi­ye­si ile cep­he­yi tak­vi­ye etti.

Bu arada bek­len­me­yen olay­lar ge­liş­ti. İngi­liz as­ker­le­ri Os­man­lı or­du­su­nun sa­vun­ma hat­la­rı­nın en zayıf yer­le­rin­den yarma ha­re­ka­tı ya­pa­rak iler­le­me­ye baş­la­dı. Ga zze düştü, ar­ka­sın­dan da Bi­rüs­se­bi teh­li­ke al­tı­na girdi. Os­man­lı’nın savaş plan­la­rı ya­şa­nan he­zi­met ile çök­müş­tü. Gazze ya­kın­la­rın­da Ya­hu­di yer­le­şim yer­le­rin­den ha­va­la­nan gü­ver­cin­ler­den bir ta­ne­si ha­va­da vu­rul­du. Yere düş­tü­ğün­de ka­nat­la­rı­nın al­tın­da bağlı ola­rak şif­re­li ya­zı­la­rın olan bel­ge­ler bu­lun­du. Os­man­lı Teş­ki­la­tı Mah­su­sa ca­sus­la­rı ya­ka­la­nan gü­ver­cin­le­rin ha­va­lan­dı­ğı yerde araş­tır­ma­lar yap­tı­lar. Ve çok şa­şır­dı­lar. Os­man­lı ordu ka­rar­ga­hı­na sık sık zi­ya­re­te gelen ve ken­di­si­ni Türk dostu ola­rak gös­te­ren orta yaşlı alım­lı ve güzel bir Ya­hu­di kadın Sara’nın ma­ri­fe­ti ile casus gü­ver­cin­ler ha­va­ya sa­lı­ve­ri­li­yor­du. Sara’yı kıs­kıv­rak ya­ka­la­yan Türk ca­sus­la­rı daha da şa­şır­dı­lar. Kısa süre önce Os­man­lı Ordu ku­man­da­nı Cemal Paşa, ile ka­rar­gah­ta kahve içe­rek derin soh­bet­ler yapan bu ka­dın­dan baş­ka­sı de­ğil­di. Ekim 1917 için­de Türk ca­sus­lar Sara’yı ko­nuş­tur­mak için tu­tuk­la­dı­lar. Men­sup ol­du­ğu örgüt ar­ka­daş­la­rı­nın isim­le­ri­ni ver­me­si is­te­ni­yor­du. 

Sara’nın gözü döndü. Ko­nuş­ma­mak için yut­kun­du. Ve ya­pa­bi­le­ce­ği tek şey vardı: Sır­la­rı­nı açık­la­ma­dan ha­ya­tı ile öde­mek. Bu­lun­du­ğu hüc­re­de bir­kaç el silah sesi du­yul­du. Ya­hu­di asıl­lı Sara, inan­dı­ğı dava uğ­ru­na gö­re­vi­ni ye­ri­ne ge­tir­miş, ya­ka­lan­dı­ğın­da da sır­la­rı­nı açık­la­ya­ma­dan ha­ya­tı­na son ver­miş­ti. Sara’nın so­ruş­tur­ma­sı­na ka­tı­lan Türk ca­sus­lar­dan Cevat Rifat Bey, gör­dük­le­ri ve duy­duk­la­rı kar­şı­sın­da şok oldu. Os­man­lı or­du­su dış­tan ve içten iha­net­ler için­de peş peşe ye­nil­gi­ler al­mış­tı. Ve 9 Ara­lık 1917 ta­ri­hin­de Türk as­ker­le­ri Kudüs cep­he­si­ni de terk ede­rek daha ku­ze­ye çe­kil­di­ler. İngi­liz ku­man­dan Ge­ne­ral Al­len­bi, 11 Ara­lık günü yü­rü­ye­rek Kudüs’e giriş yaptı.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.