ULUCANLAR CEZAEVİ

REKLAM ALANI
22.04.2018
1.709
A+
A-

14.03.2018

 

 Hayatta en çok görmek istediğim yerlerden biriydi Ulucanlar Cezaevi. Sonunda bu sene ziyaret edebildim. Daha kapısından girerken tarihin kokusunu alabiliyorsunuz. Her şeyden önce çok başarılı bir müze haline gelmiş tarihi cezaevi. Balmumlarıyla canlandırılmış gardiyanlar ve mahkumlar sanki etten kemikten gibi duruyor karşınızda. Fonda duyulan devrim ve mahpus türkülerine eşlik eden işkence seslerinin tüylerinizi dikeltmemesi mümkün değil. Orası sadece bir cezaevi değil orası Türkiye. 1925 yılında beri hizmet veren bu cezaevi tarihimizin en karanlık köşelerine şahitlik etti, müzeleşerek de bu utanç hepimizin suratına tokat gibi iniyor. Kimler hüküm giymemiş ki burada, sağcısıyla solcusuyla herkes orada. Behice Boran, Erdal Eren, Halikarnas Balıkçısı, Nazım Hikmet Ran, Necdet Adalı, N.Fazıl Kısakürek, Enver Gökçe, İskilipli Atıf Hoca, Metin Toker, Fakir Baykurt, Ahmed Arif, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Yılmaz Güney, Talat Aydemir, Bülent Ecevit, Muhsin Yazıcıoğlu, Yılmaz Odabaşı, Hasan Hüseyin Korkmazgil ve dahası 81 yıl hizmet geçmişi olan cezaevinde kayıtlı 18 infaz gerçekleştirildi. 18 yaşını doldurmadığı halde yaşı büyütülen ve ‘son bakışı’ hafızamızdan silinmeyen Erdal Eren, bir sabaha karşı  Atilla İlhan’ın bahsettiği bir yangın ormanından  püsküren 3 genç fidan, hepsi bu cezaevinin avlusunda solduruldu. İdam cezası kaldırılmadan önce bu cezaevinde kullanılan bu dar ağacı hala aynı avluda ancak bir farkla. Dar ağacını da sembolik sebeplerle demir parmaklıklara hapsetmişler. Koğuşları, hücreleri, zindanı, hamamı, mutfağı, tuvaletleri de gösterime açık ve her biri eski mahkumların şahsi eşyaları ile dolu. Deniz Gezmiş’in hırkası, not defteri, sigarası, gazeteci ve yazar mahkumların basın kartları, daktiloları, Kuran-ı Kerimler, mektuplar, prangalar, boyunluklar…

YAFTALAR ETKİLEDİ

Bana kalırsa en etkileyicisi idamlıkların yaftalarıydı. Özellikle Deniz Gezmiş’in yaftasının üzerindeki asılırken ağzından akan sıvıların oluşturduğu lekeler… Bir çok şiir, türkü ve filme konu olan bu cezaevinde yaşanan acıları, işkenceleri anlatmak sanırım mümkün değil. Annesinin mahkumiyeti sebebiyle cezaevinde annesiyle yaşayan küçük Barış’ın hikayesini anlatan ‘Uçurtmayı Vurmasınlar ‘ filmine de ev sahipliği yapmıştır Ulucanlar. Sağcı olun veya solcu olun. Yalnızca düşünceleri sebebiyle orada yatmış insanları haklı bulun veya bulmayın. Yirmi dört yaşında bir kardeşiniz olarak rica ediyorum gidin görün. Aynı avluda volta atın, aynı rutubeti koklayın, zindanda işkenceye maruz kaldığınızı hayal edin, hücrede en fazla kaç dakika kalabileceğinizle ilgili kendinizle bahse girin, tabut şeklinde tasarlanmış tavana dikin gözlerinizi,  bütün hayatınızın bu kadar olduğunu düşünün. Düşünün ama suçunuzun sadece bir düşünce olduğunu unutmayın. Şimdi susarken yıllar sonra Silivri’ye Maltepe’ye müze diye gitmeye yüzümüz tutacak mı acaba?

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.