Vay halimize

 

Bu defa derdimi fotoğraflarla anlatmaya çalışacağım. Yazının içinde iki fotoğraf göreceksiniz. Her iki fotoğrafı da Konyaaltı ilçesindeki Belediye Caddesi üzerinde çektim. Bir numaralı fotoğraftan başlayalım. Şimdi şöyle bir bakın. Ne görüyorsunuz. Önde bir durak levhası, hemen arkasında “Park etmek, duraklamak yasaktır” levhası. 
Eğer Antalya trafiğini, bu iki levhayı yan yana koyanlar yönetiyorsa vay halimize. Ben bu durumu gördüğümden beri düşünüyorum, “Nasıl olacak” diye. Gelin bunun üzerine biraz geyik çevirelim. Diyelim ki toplu ulaşım şoförüsünüz. Bu iki levhanın olduğu yere gelince ne yapacaksınız? Yolcu indirmek veya almak durumundasınız ama aynı zamanda o yolda duraklamak yasak. 
Bu durumda sanırım iyice yavaşlayacaksınız ve kapıları açarak inmek isteyenlere atlayın diyeceksiniz. Aynı şekilde binmek isteyenlerden de atlamalarını isteyeceksiniz. Aksi halde trafik kurallarını çiğnemiş olacaksınız. Hani İstanbul’da Beyoğlu’ndan geçen bir nostaljik tramvay vardır. Onunla ilgili eski görüntülerde insanlar tramvay ilerlerken atayıp binerler aynen öyle. 
SALLA BAŞI AL MAAŞI
Neyse geyiği bir tarafa bırakırsak, bu görüntü trafiğe düzen verenlerin işlerini ne kadar titizlikle yaptıklarını gösteriyor. Yani dostlar alışverişte görsün. Oturdukları masa başında kararları alıyorlar ama sahaya çıkıp “Ulan biz bir karar verdik ama uygulaması nasıl oldu” diye merak etmiyorlar. 
ALTERNATİF YOL
Bahsettiğim Belediye Caddesi, Konyaaltı sahilinden geçen Akdeniz Bulvarı trafiğe kapandığında Atatürk Bulvarı’nda oluşacak yoğunluğu azaltmak için alternatif yol olarak düzenlendi. Bunun için öncelikle bölünmüş yol haline getirildi. Öte yandan ancak iki şerit sığdığı için yol boyunca doğal olarak park ve duraklama yasağı getirildi ki trafik akışı bozulmasın. Masa başında oturup bu kararları aldığınız zaman her şey normal, olması gerektiği gibi. Ama iş uygulamaya geldiğinde durum öyle değil. 
Kıçını kaldırıp ne yaptığına, neye karar verdiğine bakmazsan işte böyle komik duruma düşersin. Çünkü bu yol aynı zamanda toplu ulaşım güzergahı. Böyle olunca da belirli aralıklarla durak bulunmak zorunda. O zaman ne yapacaksın? Ya durak koyduğun bölgede park ve duraklama yasağını kaldıracaksın, ya da uygun bir yer varsa duraklar için cep yapacaksın. Ama dedim ya bunun için kıçını kaldırıp bakman lazım. 
YASAĞI UYGULADIN MI?
Gelelim ikinci fotoğrafa. Aynı cadde üzerinde daha önce dediğim gibi boydan boya iki taraflı olarak park ve duraklama yasağı var. Ama bu yasağa uyan veya yasağı uygulamak için bir çabası olan var mı? Yok. “Biz yasağı koyduk, tabelaları da yerleştirdik. Vatandaş yasağa uysun kardeşim. Bizden bu kadar. Şimdi orada yasağı delenlerin araçlarına ceza yazar, ne bileyim trafiği engelledikleri için çektirirsek filan hafazanallah, bizi de otopark çetesine dahil ederler. Hiç bulaşamam kardeşim” dediklerini duyar gibi oluyorum. 
Bir işe yarayacağını sanmıyorum ama gelin size bir akıl vereyim. Elin gavuru ne yapıyor biliyor musunuz? Böyle yerlerde yoğun saatleri tespit edip sadece o saatlerde park yasağı koyuyor. Bunu yapınca da her yere yasak levhası yerleştireceğine park levhası yerleştiriyor ve altına hangi saatlerde park yapılabileceğini yazıyor. Yani bir taşla iki kuş vuruyor. Hem yasakçı bir görünüm çizmiyor, hem de yoğun saatlerde parkı engelleyerek trafiği rahatlatıyor. 
KİM UĞRAŞACAK?
Ama bunlarla kim uğraşacak değil mi? Kalkıp gideceksin, haftanın hangi günü, hangi saatte yoğunluk yaşanıyor tespit edeceksin ona göre levhalar hazırlatacaksın. Uğraşacaksın da ne olacak. Belirlediğin saatlere kimse uymayacak. Uymayanları nasıl denetleyeceksin. Yok, yok olacak iş değil. Benimki de hayal işte. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest