Geride bıraktığımız 2024/’25 eğitim-öğretim yılının ilk yarıyılında eğitimde dinselleşme hız kazanmış ve ÇEDES gibi uygulamalarla eğitim sistemi laik, bilimsel ve kamusal niteliğinin kaybetti.  Devlet okullarında dini vakıf ve derneklerin etkinlikleri artırılarak, öğrenciler söz konusu etkinliklere yönlendirilirken Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) çeşitli dini vakıf ve derneklerle yaptığı protokoller, okullarda etkin bir şekilde faaliyet göstermesine zemin hazırlıyor. Eğitim Sen’nin, raporuna göre eğitimde dini vakıf ve dernekler, özellikle “değerler eğitimi” adı altında öğrencilerin dini içeriklerle yoğun şekilde karşılaştığı etkinlikler düzenlediği belirtildi. Bununla birlikte bazı okullarda bu etkinliklerin zorunlu hale getirildiği ortaya çıktığı ifade edildi.

Devlet Okullari Ozellerle Yarisiyor Ucreti Vermezsen Kaydi Almiyorlar

 “LAİKLİK İLKESİNE TEMELDEN AYKIRIDIR”

Söz konusu raporda, öğretme-öğrenme sürecinde kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlenmesi, okulları eğitim kurumu olmaktan çıkartıldığı belirtildi. Söz konusu raporda şu ifadelere yer verildi:

“Bu durumun son örneği geçtiğimiz dönem Van’da ve Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşanmıştır. İlk olarak Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Van’da ortaokul öğrencilerine dağıtılan “Filistin Hikâyeleri” adlı kitabın içeriğinin, çocukların pedagojik gelişimine uygun olmayan unsurlar barındırdığı görülmüştür. Kitapta ölüm, şehitlik, patlama ve kefen gibi kavramlar işlenmiş, cihatçı söylemler üzerinden şehitliği yücelten ifadeler kullanılmıştır. Benzer şekilde Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan bir ortaokulda görev yapan bir öğretmen öğrencilere “Aylık Namaz Takip Çizelgesi” dağıtmıştır. Sınıfta namaz takip çizelgesi dağıtılması öğrencilerin “tek din, tek mezhep” anlayışıyla hareket edilerek inanç ayrımına bakmaksızın belli bir inanç ve mezhebe özgü dini pratiklerin dayatılması anlamına gelmektedir. Böyle bir uygulama devletin bütün inançlar karşısında eşit ve tarafsız olmasını ifade eden laiklik ilkesine temelden aykırıdır.”

MEB’TE DENETİMSİZLİK SORUNU

Okul öncesi eğitimde din eğitimi verilmesi hem pedagojik hem de yasal mevzuat bakımından son derece yanlış ve tartışmalı bir uygulama olduğu belirtilerek, “Bu kursların müfredatı ve uygulamaları üzerinde MEB’in doğrudan bir denetim yapmaması, denetimsizlik sorununu gündeme getirmektedir” diye ifade edildi.  

Laik Egitime Bir Darbe Daha Bilim Degil Fitrat Ve Sahsiyet On Plana Cikarilacak S4Vp

ÖĞRENCİLERE UYGUN OLMAYAN DAVRANIŞLAR

MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ortaklaşa yürüttüğü ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi kapsamında okullarda artan dini etkinlik ve faaliyetlere öğrencilerin veli izni olmaksızın katılımı sağladı. Raporda okullarda uygulanan faaliyetlere değinilerek, “Geçmişte bazı okullarda sınıfın ortasına mezar konularak öğrencilerden ağıt yakmalarının istenmesi, hayvan maketleri üzerinden kurban kesme ritüelleri düzenlenmesi ve sınıfta şeytan taşlama gibi akıllara durgunluk veren uygulamaların hayata geçirildiği hatırlanacaktır” denildi.

OKULLARDA MANEVİ DANIŞMAN

Söz konusu raporda MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün verileri baz alınarak okullara atanan manevi danışmanların sayısı gözler önüne serilerek, “2023/’24 eğitim öğretim yılı boyunca ÇEDES kapsamında 21 bin 372 okulda 996 bin 886 öğrenci, 1 milyon 993 bin 772 veliye ulaşılmıştır. MEB her ne kadar Diyanet personelinin okullarda görevlendirilmediği iddia etse de pek çok ilde ÇEDES projesi kapsamında imamların, vaizlerin ve diyanete bağlı olarak çalışan memurların okullarda “manevi danışman” olarak görevlendirildiği biliniyor” diye ifade edildi.

Laik Egitimin Katledilisi1 

ÇEDES PORJESİNE TEPKİ SÜRÜYOR

ÇEDES projesi kapsamında okullarda yürütülen faaliyetlerin çocukların gelişimine ve laik eğitime karşı uygulamalar olarak hayata geçirilmesi veliler başta olmak üzere, kamuoyunun yoğun tepkisi ile karşılaştığı ifade edilen raporda şu ifadelere yer verildi:

“Gösterilen tepkiler üzerine, yetkililerin ÇEDES projesinde bazı düzenlemelere giderek, öğretmenlere etkinliklerin sosyal medyada paylaşılmaması yönünde uyarılar yapılmış, öğrencilerin velilerin izni olmadan faaliyetlere katılmasının yasal sorunlar yaratacağı ifade edilerek, projenin isminin daha az kullanılması ve faaliyetlerin “Değerler Kulübü” adıyla yürütülmesi gerektiği ifade edilmiştir.”

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ