THD Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel:

THD Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel, “Gönüllü bağışçıların yüzde 12’si kök hücreden vazgeçiyor. Yüzde 60’ı kendi isteğiyle, yüzde 25’inin tıbbı nedenlerle, yüzde 25’inin ise annesinin izin vermemesi nedeniyle vazgeçtiği elimize gelen bilgiler arasında yer aldı” dedi.
Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından yapılan 11’inci Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi, Antalya turizm merkezi Belek’te bulunan bir otelde yapıldı.
Kongrede; THD Yönetim Kurulu Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, THD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, THD Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel, Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Medical Park Antalya Hastanesi, Pediatrik Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Akif Yeşilipek konuşmacı olarak yer aldı.
Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, kemik iliği nakli ile ilgili çeşitli bilgilendirmelerde bulundu.
TÜRKÖK sayesinde çok yüksek bir donör havuzuna ulaşıldığını kaydeden Özsan, “Kaynaklardan bir diğeri de kordon kanı. Bu bizim daha çok güncel yaşamda kullandığımız şeyden bahsetmiyoruz. Başkalarının hizmetine sunulmuş kordon kanından bahsediyoruz. Zor ve meşakkatli bir iş. Bazı hastalarda hayat kurtarıcı bir yöntem oluyor” dedi.

“470 bin donöre ulaşıldı, hedef geçilecek gibi görünüyor”
Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel, TÜRKÖK hakkında açıklamalarda bulundu. TÜRKÖK’ün 2015 yılında kurulan bir yapı olduğunu kaydeden Yüksel, bu yapının günümüzde şekillendiğini söyledi. Yüksel, “Kemik iliği nakli için aile içinde uygun donörü yoksa akraba dışında donörlere başvuruyoruz. Bağışçıların yüzde 60 kadarı kan bağışçıları. Bunun 4 tane basamağı var. Laboratuvarda örnekler çalışılıyor. TÜRKÖK kurulduğunda hedefi 500 bin donördü. Şu anda 470 bin donöre ulaşıldı, hedef geçilecek gibi görünüyor. Bu her yıl giderek artıyor” dedi.

“Annesi izin vermediği için vazgeçiyor”
Toplumun kök hücre vericisi konusunda bilinçlendiğini kaydeden Yüksel şu ifadeleri kullandı:
“Herkes vermek istiyor ama sonrasında vazgeçmemesi gerekiyor. Gönüllü bağışçıların yüzde 12 kadarı kök hücreden vazgeçiyor. Yüzde 60 kadarı kendi isteğiyle vazgeçtiği, yüzde 25’inin tıbbı nedenlerle, yüzde 25 kadarının ise annesinin izin vermemesi nedeniyle vazgeçtiği elimize gelen bilgiler arasında yer aldı. Yaptığımız iş çok büyük. Sadece bağışçı olmak yetmiyor. Kök hücreyi toplarken kemik iliği kullanmıyoruz. Bu hücreleri toplarken yan etkisi oldukça az etkileri oluyor. Genellikle kök hücre bağışçısı verirken biz de hastanın hazırlığını yapıyoruz. Bu aşamada gönüllü bağışçı vazgeçerse hasta kemoterapisini almış olabilir. Bu durumda, bütün planlarımızdan vazgeçmemiz gerekir. Gönüllü verici olurken ayrıntıların çok iyi öğrenilmesi gerekir. Bazen biz yurt dışı taramalarında kadın hamile oluyor, ‘ben veremem’ diyor. Onlarda sıkıntı yok, ama keyfi vazgeçmek doğru olmuyor.”

“Ne de hastayı riske atalım”
Prof. Dr. Güner Hayri Özsan ise konuyla ilgili gerçek vericiliğin önemine değindi. Özsan, “Genellikle hasta bazlı kampanyalarda hasta üzerinden bağış olduğu zaman vericilerin bir kısmı bu kişiye bağış yaptığını düşünür. Bu bilinçle verici olmamak gerekiyor ki ne bir hayal kırıklığı yaşayalım, ne de hastayı riske atalım. Dünyanın her yerinde verici vazgeçmeleri oluyor. Bundan sonra bu konuya önem göstermemiz önemli” diye konuştu.

Yeşilipek: “Dondurulmuş şekilde olması çok önemli”
Kordon kanını anlatan Prof. Dr. Mehmet Akif Yeşilipek de, kemik iliği naklinde birinci basamağın verici bulmak olduğunu kaydetti.
Kordon kanının birçok avantajları olan bir kök hücre kaynağı olduğuna değinen Yeşilipek, “Kullanıma hazır, dondurulmuş şekilde olması çok önemli. Kordon kanından bahsettiğimiz şey; genel kullanıma açık olan kordon kanı bankaları. Özel bankalarda, kendisine lazım olabilir düşüncesiyle kan toplatılması söz konusu. Kişisel bir tasarruf olarak böyle yöntem uygulanıyor. Bizim çocuk hasta gurubunda kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastaların bir kısmı kalıtsal hastalıklar nedeniyle bize başvurmuş hastalar. Kalıtsal genetik hastalığı olan insanın kordon kanının kendisine kullanması mümkün değil” şeklinde konuştu.

“Kordon kanı sayısının artması hastalarımız için önemlidir”
Türkiye’de tek kordon bankası olduğuna dikkat çeken Yeşilipek, “Bin 500’ün üzerinde kordon kanı toplanmış durumda. Bunun artması hastalarımıza kök hücre kaynağı bulma konusunda önemlidir. Kordon kanı atılan bir ürün. Bu ürün kordon kanı bankacılığıyla aslında değerlendirilebilir. Olumlu bir tedavi şeklinde kullanılabilir. Kordon kanı sayısının artmasının hastalarımız için önemlidir” ifadelerini kullandı.

Ar: “Halkta bilgiler bazen yanlış anlaşılıyor”
Hücresel tedavileri ele alan Prof. Dr. Muhlis Cem Ar ise, bunun bir ilaca benzetilebileceğine dikkat çekti.
Ar, sözlerine şöyle devam etti:
“Şunu unutmamak lazım; mevcut kanser tedavisinin standart tedavi yöntemi hâlâ ön planda. Hücresel tedaviler tek başına standartlaşmış tedavi şekli değildir. Halkta bilgiler bazen yanlış anlaşılıyor. Tek çare hücresel tedaviymiş gibi görünüyor. Bu pek doğru bir şey değil. Bakanlığımız da bu konuda büyük çaba içerisinde. Standart dışı bu tür uygulamalar yapılırsa sonuçları tahmin edilemeyecek yerlere varabilir. Bakanlığımız da bu konuda öngörüyle ciddi bir çalışma içerisinde onların da aldığı önlemleri göreceğiz. Son derece olumlu bir gelişme.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: