14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan genel seçimlerde Gelecek Partisi kontenjanından CHP listesine giren Serap Yazıcı Özbudun’un 23 Şubat 2025 tarihinde yapılan kongrede sırasında AK Parti’ye katılarak MKYK’ya girmesinin yankıları sürüyor.
ÖZEL GRUP TOPLANTISINDA AÇIKLAMA YAPTI
CHP Grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel Yazıcı’yı hedef aldı. Özel, “Dün biz AK Parti’nin tek adam rejimine itiraz ediyoruz.” diye seçmenden oy toplamış, AK Parti itirazıyla propaganda yapmış, bu seçim döneminde bu Meclise AK Parti’ye itiraz üzerinden taşınmış bir sürü milletvekilini partisine katıyor. İçlerinden bir tanesi bir gün önce, 14 saat önce sadece partisinden istifa etti. O da AK Parti’ye gidiyor haberleri çıkınca akşamüstü tweet attı, “Gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum.” diye. O kongreden üç dört gün önce benim partisine yaptığım ziyarette geldi, oturdu, toplantıda beni dinledi, o partinin genel başkanını dinledi, heyetteydi, şimdi AK Parti’ye gitti” dedi.
Yazıcı’nın kendisine geldiğini belirten Özel, “Antalya milletvekilimize gitti. “Tek adam rejimine itiraz benim partimde yeterli değil. Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçmek istiyorum.” dedi. Antalya milletvekilimizle birlikte bana geldiler. Ben kendisine, bir, “Partinizin bir grubu var. İstifanızla grubunuz düşebilir. Grubu düşüren olmayın. Biz o grup düşmesin diye o gruba milletvekili veren partiyiz.” İki, iki, “Eğer partinizden ayrılsanız bile uzunca bir süre geçmeden alamayız. Çünkü biz bir başka partinin milletvekiline göz koyan bir parti değiliz.” Üç, “O partinin milletvekili, oradan istifa etseniz de, bize gelme iradenizi söyleseniz de sonunda ben partinizin genel başkanına bir telefon açmak, bu durumdan haberdar etmek, bu konuyu konuşmak zorundayım.” diye şahitlerin huzurunda konuştum” diye konuştu.
Özel sözlerine şöyle devam etti:
“Bu kişi bizden gitti, sonra arkasından Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçti. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçen kimi milletvekillerinin neler istediklerini ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin hangi ilkesel cevabı vererek reddettiğini gerekmedikçe ifade etmeyeceğim ama şunu söyleyeyim: Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılan her milletvekili partisinden makul süre önce ayrılıp hem de seçmeni kandırmayıp aynı ittifakla, aynı yön ve yönelimde Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelen, partinin ideallerine, partiye, partinin hedeflerine uygun hiçbir, bir zerre pazarlığın içinde olmamış vatansever kardeşlerimizdir. Hepsinin bir kez daha ellerinden öpüyorum, alınlarından öpüyorum. Siyaseti böyle yapanlarla yol yürümeye devam edeceğiz. Öyle yapanlar olmaz olsun, bizden ırakta olsun.”
SERAP YAZICI’DAN SOSYAL MEDYADAN CEVAP
Serap Yazıcı’nın sosyal medya hesabndan yaptığı yazılı açıklama şöyle:
9 Ekim 2024'te Antalya'da katıldığım bir fuar açılışında Gelecek Partisi eski üyelerinden, şu anda Antalya Kepez Belediye Meclisi CHP üyesi Sayın Berna Polat'la karşılaştım. Kendisiyle Agora Antalya AVM'de bir kafede oturduk ve sohbet ettik. Bu sohbete danışmanım da dâhildi.
Berna Hanım, Gelecek Partisi'nde kalmaya devam edersem siyasette hiçbir geleceğim olmayacağını söyledi. Ben de kendisine böyle bir kaygımın olmadığını, bir mesleğim olduğunu, dönemin bitiminde bir üniversitede en azından part-time bir iş bulabileceğimi, evimde kitap yazarak entelektüel tatminimi sürdürebileceğimi ifade ettim.
Berna Hanım CHP'ye katılmayı düşünüp düşünmeyeceğimi sordu. Ben de kendisine bu yönde bir düşüncemin olmadığını gerekçeleriyle açıkladım.
BERNA POLAT, MUSTAFA ERDEM’E AKTARMIŞ
Sayın Berna Polat, Antalya CHP milletvekili Sayın Mustafa Erdem'e sonraki bir tarihte konuyu aktarmış. Beni Antalya'dan telefonla aradılar ve Sayın Erdem benimle görüşmek istediğini ifade etti.
Ekim ayı içinde, şu anda tarihini hatırlayamadığım bir gün, Sayın Mustafa Erdem, TBMM muhalefet kulisinde beni gördü ve ziyaretime gelmek istediğini söyledi. Aynı gün ziyaretime geldi. CHP'ye katılıp katılamayacağım konusunu açtı. Benim cevabım, böyle bir eğilimimin olmadığı yönünde oldu. Fakat daha önemlisi, Saadet - Gelecek grubunun tam yirmi kişiden oluştuğunu, bu grubu bozacak bir adım atamayacağımı ifade ettim. O da bunun üzerine şaka yollu olarak "Biz sizin gruba iki kişi veririz, seni alırız." diye cevap verdi.
ALİYE COŞAR’IN DANIŞMANI ARAMIŞ
Hatırlayamadığım bir tarihte (Telefon kayıtları incelenirse bulunabilir) Antalya Milletvekili Sayın Aliye Coşar'ın danışmanı, danışmanımı arayarak "Serap Vekilimin bize katılacağını duydum. Doğru mu?" diye sormuş; Danışmanımın cevabı ise "Siz bunu nereden duydunuz? Benim haberim yok. İlk kez sizden duyuyorum." şeklinde olmuş.
Daha sonra uzun bir süre bu konuda bir iletişim olmadı. 14 Ocak 2025 Salı günü Berna Polat Whatsapp'tan benim cep telefonumu arayarak "Hocam konuşabilir miyiz? Önemli bir husus var." diye ifade etti. Tam o sırada Gelecek Partisi Genel Merkezi'nin önüne gelmiş bulunmaktaydım. Bir toplantıya yetişecektim. Bu nedenle kendisini kısaca dinleyebileceğimi belirttim. Berna Polat bana "Genel Başkanımız Özgür Özel Bey sizinle görüşmek istiyor." dedi. Ben de kendisine Salı ve Çarşamba günü (14-15 Ocak 2025) programımın yoğun olduğunu, o nedenle Perşembe'den önce görüşemeyeceğimi belirttim. Bu diyaloğa danışmanım da tanıktır.
GÖRÜŞME TALEBİ ERDEM’DEN GELMİŞ
15 Ocak 2025'te Kadına Karşı Her Tür Şiddet ve Ayrımcılığı Önleme Araştırma Komisyonu toplantısında olduğum sırada bana ait cep telefonu uçak modunda olduğundan bana erişemeyen Berna Polat, danışmanımı şahsi telefonundan aramış ancak o da toplantıda bana eşlik ettiğinden telefonunu açamadığı için Berna Polat, danışmanıma şu mesajı yazmış: "Genel başkan görüşmek istiyor Mustafa Erdem aramış Serap hocanın telefonu kapalıymış Nasil yapalım" Bu yazışmayı kanıtlayabilirim.
ERDEM’DEN DAVET
Komisyon toplantısı bittikten sonra TBMM Anabinada vekiller lokantasına geldim ve yemek siparişimi verdikten sonra Sayın Mustafa Erdem'i adıma kayıtlı cep telefonumdan 19:19'da aradım. Sayın Mustafa Erdem, Plan ve Bütçe Komisyonu Toplantısı'ndaydı. "Genel Başkan seni görmek istiyor hocam." dedi. Şaşırarak "Ne zaman? Şimdi mi?" diye sordum. "Evet evet hocam, çünkü yarın sabah Beşiktaş Belediye Başkanına destek için İstanbul'a gidecek." dedi. Ben de kendisine o anda yemek yediğimi, bütün gün toplantıda olduğumu, yemeğimi bitirmeden bir yere gidemeyeceğimi ifade etim. "Yemekten sonra hemen gidelim hocam." dedi. Ben de kendisine bu görüşmenin nerede olacağını sordum. Dışarıda, herhangi bir restoranda olsa kabul etmeyecektim. "Genel Merkezde" dedi. "Peki, yemeğimi bitireyim, gidelim." dedim.
19:48'de ve 20:01'de Mustafa Erdem Bey beni tekrar arayarak bir an önce gitmemiz gerektiğini söyledi. "Tamam, yemeğimi bitireyim. Benim ofisimde görüşürüz." dedim. Çünkü Plan ve Bütçe Komisyonu ofisime yakın bir yerde.
Saat 20:16'da üçüncü danışmanım, birinci danışmanıma "Antalya milletvekilimiz geldi odada hocamızı bekliyorlar haberiniz olsun Serap hocayla bir yere gideceğiz dedi" mesajını attı. Bu yazışmayı da kanıtlayabilirim.
YAZICI’NIN ARACIYLA GİTMİŞLER
Sonuçta odama çıktım. Sayın Mustafa Erdem benim aracıma geldiler. Benim aracımla CHP Genel Merkezine gittik. Aracımı üçüncü danışmanım kullanmaktaydı ve birinci danışmanım da araçtaydı. CHP Genel Merkezine geldiğimizde birinci danışmanım, ben ve Antalya CHP Milletvekili Mustafa Erdem, Genel Başkanlık katına çıktık.
Özel Kalem Müdürü odasında Özel Kalem Müdiresi Hanım bizi karşıladı. Bir süre bu odada oturduk. Genel Başkanın odasından o tarihte bağımsız olan İzmir Milletvekili Sayın Salih Uzun çıktı ve Özgür Özel "Hoş geldiniz Hocam" diyerek Mustafa Erdem ve beni odasına aldı.
ÖZEL MEMNUNİYET DUYACAĞINI SÖYLEDİ
CHP'ye katılmamdan memnun olacaklarını, Türkiye'yi bir anayasa değişikliğinin beklediğini, bu değişiklikte belki yarı-başkanlık sistemine geçileceğini, CHP'ye katılmamdan kendilerinin genç anayasa uzmanı olan Gökçe Gökçen Vekilin de çok memnun olacağını ifade etti.
DOKU UYUŞMAZLIĞI VAR
Ben ise kendisine "Sayın Genel Başkan, öncelikle davetiniz için teşekkür ederim." dedim. "Ancak Partinizle aramda bir doku uyuşmazlığı olacağını düşünüyorum. Ne dersiniz?" diye karşılık verdim. Bu doku uyuşmazlığının gerekçelerini aşağıdaki biçimde sıraladım.
"Birincisi ve en önemlisi, 367 krizini yarattınız. Biz bu krizin Anayasaya aykırı olduğunu Ergun Hocamla beraber hararetle savunduk. Yarattığınız bu kriz, sonuçta 2007 Anayasa değişikliğine yol açtı. Bu değişiklikle Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayan kural kabul edildi. Bu Anayasa değişikliği ise bugün yakınmakta olduğumuz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin zeminini hazırladı.
BAŞÖRTÜ ANLAŞMAZLIĞI
İkincisi, 40 yıla yakın bir süre Türkiye siyasetini başörtüsü meselesine mahkûm ettiniz. Ben de lâiklik ilkesinin önemine inanıyorum. Çünkü bu ilke, gerçekte din hürriyetinin güvencesidir. Ancak bir kadını lâikliği koruduğunuz gerekçesiyle din hürriyeti ve eğitim hürriyeti, din hürriyeti ve çalışma hürriyeti arasında tercihte bulunmaya zorlayamazsınız. Dindar bir erkek hem din hürriyetine hem de eğitim-öğretim ve çalışma hürriyetine aynı anda sahip olduğuna göre bir kadın bu haktan mahrum edilemez. Bu noktada da sizden ayrılıyoruz." dedim.
Kendisi ise bana artık bu yöndeki fikirlerinin değiştiğini, CHP listelerinden Meclise giren başörtülü bir milletvekiliyle transfer görüşmeleri yaptığını ifade etti.
ÖZEL TASLAĞI OKUMAMIŞ
"Nihayet üçüncü olarak, 2007 yılında Ergun Hocamın başkanlığında hazırladığımız Sivil Anayasa Taslağı'nı okumadan bizleri şeriatı ve federalizmi getirmekle suçladınız. Böylece Türkiye'nin önündeki çok büyük bir fırsatı engellediniz. Sayın Genel Başkan bu taslağı hiç okumuş muydunuz?" diye sordum.
Bana taslağı okumadığını ama bu taslak üzerine yazılan bir raporu okuduğunu söyledi. "Böyle raporlara güvenmeyin." dedim. "Metnin kendisini okuyun."
Özgür Özel aramızda bu diyalog cereyan ederken görmediğim için fark etmeyeceğimi zannederek bir yandan elindeki cep telefonundan yazışmalar yapıyordu. Aslında bu diyaloğa tam olarak konsantre değildi. Bu, şahsıma yönelik büyük bir saygısızlık olduğu için "Sayın Genel Başkan sizin yarın İstanbul seyahatiniz varmış. Benim de Genel Kurulda olmam gerekiyor." dedim. "O nedenle izninizi rica ediyorum." diye ekledim. Üstelik "Sayın Genel Başkan, bana Ak Parti'den de bir davet var. Henüz kararımı vermedim." diye son noktayı koydum.
AK PARTİ’DEN TEKLİF
Kendisi Gelecek Partisi'nde kalmaya devam edersem bana saygı duyacağını, Ak Parti'nin davetine icabet edersem bunu doğru bulmadığını ifade etti. Bense edepli bir dille henüz karar vermediğimi ifade ederek kalktım. Kendisi bana yardımcı oldu. Özel kalem odasında bekleyen danışmanım hemen yanımıza gelerek aramıza katıldı. Böylece oradan ayrıldık ve TBMM'ye geldik.
BERNA POLAT’IN TELEFONUNA ÇIKMAMIŞ
31 Ocak 2025 günü Berna Polat, danışmanıma bir Whatsapp mesajı gönderdi. Danışmanım da kendisine benim talimatımla olumsuz bir cevap verdi. Bu yazışma aşağıdaki gibidir. Bu yazışmayı da kanıtlayabilirim.
"Meltem Hanım merhaba, nasılsınız
Bugün vekilimle WhatsApp'tan bir görüşme yapmak istiyorum.
Ne zaman müsait olursunuz.
Merhaba Berna Başkanım,
İyiyim, teşekkürler... Siz nasılsınız?
Serap Hocam bugün rahmetli eşini ziyarete gidecek kabristana. Sonrasında size haber versem uygun olur mu?
Görüşmek dileğiyle..."
Berna Hanım'ın talebine karşılık vermedim. Sonraki tarihlerde Berna Hanım, beni birkaç kez aradı. Telefonu cevaplamadım.
Bütün bu açıklamaları Sayın Özgür Özel'in 25 Şubat 2025 tarihli grup toplantısında hakkımda iftiralar içeren konuşmasına istinaden kamuoyunu bilgilendirmek üzere yapıyorum.”
ÖZEL’DEN YANIT GELDİ
AK Parti Antalya Milletvekili Serap Özyazıcı Özbudun’un açıklaması ile kendisine gelen bir soru üzerine cevap veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Serap hanım doku uyuşmazlığı demiş oturduğu koltuğu doku testi yapılsa doku örneği alınsa kimlik tespitini oradan yaparız. Serap hanımın kendi arabasıyla benim milletvekilimden rica edip de ben Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılmak istiyorum deyip te bizim partimizin grubu var siz bu grubun üyesisiniz, o grup düşmesin diye emek vermişiz, milletvekili vermişiz, o grubun sıkıntıya girmesi doğru olmaz, bağımsız bir milletvekili olsaydınız ve AK Parti’ye gitmeye niyetli olsaydınız bize gelmenizi önerirdik ama grubunuzda kalmanızı öneriyoruz dediğimizi kendisi biliyor. Bu konudaki yaklaşımımızı zaten inkar da edemez. Bizimle doku uyuşmazlığı varmış. Katıldığın partinin genel başkanına tek adam, ülkenin yönetim şekline tek adam rejimi diyen birinin Erdoğan ile yok doku uyuşmazlığı, AK Parti ile yok doku uyuşmazlığı bizimle var öyle mi?