GÖRÜNEN KÖYDEKİ STAGFLASYONA KLAVUZLUK

 

 

Ekonomimizin durumu aşikar.

 

İster kriz deyin ister dış güçlerin oyunu; geldiğimiz nokta çok da iç açıcı değil.  Aylardır “Görünen köye” kılavuzluk ediyoruz. Dünyada bol para devrinin biteceğini, Amerikan Merkez Bankası FED’in faiz artırımlarıyla beraber, yaşanmakta olan sanal zenginliğin patlayacağını anlattık hep. Benim gibi amatör bir ekonomi meraklısının bile görebildiği sonuçları devletin yetişmiş kadrolarının görememe imkanı olamaz. Demek ki önlem alma konusunda bir mutabakat sağlanamamış diye düşünüyorum.

Neyse, olan olmuş artık.

Dönem, bunu en hafif şekliyle atlatma çabalarının konuşulma dönemi.

Önce durum tespitini doğru yapalım:

 

  1. Enflasyon aşırı yükseldi. Temel neden, döviz kurundaki artışa bağlı maliyet artışı. O nedenle Üretici Fiyat Endeksi yıllık yüzde 46’ya dayanmasına rağmen Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 24 civarında. Yani enflasyonun nedeni talep değil. Bu sıkıntılı bir durum. Çünkü normalde piyasadaki parayı azaltıp talebi düşürüp enflasyona hakim olabilirsiniz. Ama burada işlemiyor.

 

  1. Devletin olmasa da özel sektör nedeniyle yüksek miktarda döviz borcu ile yakalandık dünyadaki emisyon daralmasına. Zamanında müdahale edilmesi gereken bir durumdu bu aslında. Alarm zilleri uzun süredir çalıyordu. Borcun kime ait olduğu değil, ödeme için TL satıp Dolar almak zorunda kalınması önemli çünkü.

 

  1. Döviz kurunu dizginlemek için yüksek oranda faiz artırmak zorunda kaldık. Dövizi tuttuk bir yerde, ama bu arada yatırım ve işletme sermayeleri için gerekli kredilerin faizini uçurduk. Ve bankada dururken yüzde 30’a yakın faiz kazanan parayı otomatik olarak piyasadan çekmiş olduk. Bu da büyümeyi hızla düşürdü. Önümüzdeki aylarda çok net göreceğiz bu durumu.

 

Sonuç olarak, yüksek kur, yüksek faiz, düşük büyüme pozisyonuna geldik.

Buna “Stagflasyon” deniyor.

İsim önemli değil aslında. Türkçesi yüksek enflasyonda büyüyememek durumu.

 

Buradan çıkış kolay değil.

Bence tek yol “Yerli ve yabancı yatırımcıları, ülkenin bu durumdan çıkacağına ikna etmek”.

Yani çıkmadan tünelin sonundaki ışığı göstermek.

Ancak o zaman işler pozitif yönde değişebilir. Güven gelirse borçlarımızı da kolay çeviririz, iç piyasadaki hareketliliği de artırabiliriz.

 

Hep söylüyorum “Ekonomi güvendir”.

Güven verecek yapısal kanunlar, güven verecek söylemler ve güven verecek kadrolara ihtiyaç var.

“İşte burası çok önemli…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest