“SEVDALI BULUT”

28.11.2020
588
A+
A-

Derviş, servinin altına oturdu. Kuşağından nayını çıkardı. Üflemeğe başladı. Nayın deliklerinden ağaçlar fırladı havaya, sanki ağaçlar nayın içindeydi de derviş üfledikçe dışarı fırlıyorlardı. Nayın, deliklerinden dağlar, dereler, yollar fırladı havaya. Nayın deliklerinden havaya fırlayan ağaçlar, dağlar, dereler, yollar dünyanın öbür ucunda dağsız, deresiz, yolsuz ağaçsız bir çöle düştü. Çölde dağlar, ağaçlar yükseldi, dereler aktı, yollar uzandı. Buraya Nay Ülkesi denildi. Derviş bir soluk aldı, sonra nayını tekrar üflemeye başladı. Nayın bir deliğinden kara sakallı, gaga burunlu, patlak gözlü bir adam fırladı havaya, havada bir iki takla attı, dervişin yanına düştü. Adamın adı Seyfi’ydi, Kara Seyfi. Kara Seyfi sağına soluna bakındı. Dervişin cebine soktu elini, para kesesini çaldı, kaçmağa başladı. Derviş bir taş aldı yerden, Kara Seyfi’yi nişanlayıp attı. Taş öyle bir hızla çarptı ki Kara Seyfi’ ye, herif lastik top gibi sıçradı. Öyle de sıçradı ki, fırladı havaya. Havada uçtu gitti, dünyanın öbür ucundaki Nay Ülkesi’nde bir dağın başına düştü. Daha doğrusu dağ başında duran kır bir atın gümüş kakmalı eyeri üstüne düştü. Eyere iyice yerleşen Kara Seyfi dolaylara şöyle bir göz attı. Dağdan ovaya koyun sürüleri iniyordu. Bu sürüler onundu. Karşı yaylada allı karalı arslan yeleli beygirler otluyordu. Bu beygirler de onundu. Aşağıda, yolda deve kervanları gidiyordu, baharat, kahve, ipekli kumaş, fildişi yüklü kervanlar. Bu kervanlar onundu. Ovada göz alabildiğine buğday, çavdar, pamuk tarlaları uzanıyordu. Bu tarlalar onundu. Uzun sözün kısası, Nay Ülkesinin en varlıklı adamıydı Kara Seyfi. Bulut, Ayşe kızın yatak odası penceresi önünde saz biçimini alıp bu ninniyi, her geceki gibi söyleyedursun, bahçeye, ayaklarının ucuna basarak Kara Seyfi girdi… Elinde kocaman bir bıçak, sağına soluna bakındı Kara Seyfi. Kötülük yapmak isteyen insanlar hep böyle bakınırlar sağlarına sollarına. Sonra başladı bıçağıyla bahçedeki çiçekleri kesmeye. Her çiçek, gül olsun, lale olsun, karanfil olsun; kesilip,de kara toprağa düşerken «Ah!» ediyordu, ama çiçek olduklarından o kadar hafiften çekiyorlardı ki bu “ah”ı, kendilerinden başkası duymuyordu. Devedikeni, «Gönül rızasıyla şurdan şuraya gitmem, dedi, elinde ise sök beni». Ayşe, devedikeninin bu karşılığına kızmadı. Çapasıyla kazdı dikenin kökünü, sonra bir ucundan tutup fırlattı yabanî otu çitin dışına. Çitin dışına düşen devedikeni bir yılan oldu, başladı tozlu yolda kıvrıla kıvrıla sürünmeye. Devedikeni tozlu yolda kıvrıla kıvrıla sürüne dursun, vakit geçti, akşam oldu, ortalık karardı. Kara Seyfi atının üstünde geldi dayandı Ayşe kızın bahçe kapısına. Boru gibi sesiyle başladı konuşmaya Ayşe kızla. «Ayşe, ben dünyanın en varlıklı adamıyım, gel var bana» dedi. Ayşe bahçeden cevap verdi: «Sen beni değil, bahçemi almak istiyorsun, dedi, sana varacağıma taş olayım daha iyi» dedi. Kara Seyfi bu cevaba kızdı, gümüş kakmalı eyerin üstünde dikildi bahçeye atlamak için. Ama bütün bu olup bitenleri yukardan seyreden bulut hemen korkunç bir hayalet biçimini aldı, indi aşağı, saldırdı Kara Seyfi’nin üzerine. Kara Seyfi öylesine korktu ki az daha küçük dilini yutuyordu. Sürdü beygirini dörtnala. Hayalet bulut kovaladı Kara Seyfi’yi ta derenin öbür yakasına kadar, sonra döndü, girdi bahçeye, tüylü bir çoban köpeği biçimini aldı, yattı Ayşe’nin ayakları dibine. Ayşe okşadı bulutu, «Sağol benim sevgili bulutum» dedi. Bulut, çoban köpekliğinden umulmayacak bir yumuşaklıkla ince ince havladı, nazlı nazlı kuyruğunu salladı. Ayşe kızla bulut böylece yarenlik ede dursunlar, biz gelelim Kara Seyfiye. Derenin öbür yanında atını durduran Seyfi’nin karşısına devedikeni çıktı. “Merhaba Seyfi Ağa,” dedi, “Ayşe kız seni de kovdu, beni de”, dedi. “Al beni terkine, sür beygirini dediğim yana.” Kara Seyfi devedikenini terkisine aldı. Beygirini de onun dediği yana sürdü. Ak güvercin sordu Ayşe kıza: «Ayşem, dedi, kederin nedendir?» Ayşe kız cevap verdi: Sözü uzatmayalım, arası çok geçmeden gökyüzünün maviliğinde bulut belirmeye başladı yine, tam da eski halini alınca, yukardan Ayşe’ye baktı, bahçeye baktı, kocaman bir ağız oldu, yayıldı, gülümsedi, böylece de iyiler iyilik buldu Nay Ülkesinde, kötüler çekti cezasını. Dervişin nay ile anlattığı masal da burada bitti, derviş de nayını koltuğuna sıkıştırıp gitti.

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
1 Aralık 2020
26 Kasım 2020
15 Ekim 2020
14 Ekim 2020
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.